Dedikodu suç mudur? Dedikodu nedeniyle manevi tazminat alınır mı?

Yazıyı dinle

Yazının Son Güncellenme Tarihi 17/02/2024 by .

Dedikodu yapmak iftira suçu kapsamında değerlendirilmemektedir. TCK bakımından cezai yaptırımı yoktur. Dedikodu yapan, dedikodu yaptığı için hapsa girmez.

Dedikodu yapılması, manevi tazminat davasına konu edilebileceği gibi, iş hukukunda mobbing (yıldırma, bezdiri) kapsamında değerlendirilerek iş davasınra da manevi tazminat taleplerine konu edilebilecektir. Ayrıca özel işyeri veya kamu kurumunda disiplin suçları bakımından soruşturma konusu edilebilecektir. Kişi disiplin cezası alabilecektir.

Aleyhinizde dedikodu yapılması nedeniyle kişilik haklarınız ihlal edilmiş olacaktır. Dedikodu yapan kişi ve yapılan dedikodu konusunda düzgün bir delillendirme ile dava açılması halinde manevi tazminat alınabilmektedir.

Dedikodu ile ilgili manevi tazminata ilişkin kimi kararlar aşağıdadır.

Yargıtay 4. HD., E. 2016/11541 K. 2017/886 T. 14.2.2017

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 22/04/2014 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 25/05/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı; kayınvalidesi olan davalının, altınlarını çaldığından bahisle kendisini hırsızlıkla itham ettiğini, etrafta bu şekilde dedikodu yaparak kişilik haklarını ihlal ettiğini belirterek manevi tazminat talep etmiştir.

Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya kapsamından; davalının, altınlarının çalınmasıyla ilgili olarak gelini olan davacıyı suçladığı, bu kapsamda davacının yaşadığı mahallede dedikodu çıkardığı, gerek boşanma davasında, gerekse mahkemece dinlenen tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Şu durumda davacının kişilik haklarının ihlal edildiği ve manevi zararının oluştuğu kabul edilerek davacı yararına uygun bir miktar tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Dedikodunun mobbing olduğuna ve manevi tazminat verilmesi gerektiğine dair karar

Yargıtay 4. HD., E. 2016/5182 K. 2016/7395 T. 2.6.2016

Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve diğerleri aleyhine 15/05/2015 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumet yönünden reddine dair verilen 20/01/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, .. öğretmenlik yaptığını, davalılarında aynı okulda görev yapan öğretmen ve idareci olduklarını, kendisinin bölüm şefliğinden istifa ettirmek için davalılarca sistematik biçimde ve ortak hareket edilerek mobbing yapıldığını, davalıların bu yöndeki tüm eylemlerinin psikolojik taciz (mobbing) niteliğinde olduğunu belirterek; kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Mahkemece, davanın idare aleyhine, idari yargı yerinde açılması gerektiği; davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçe gösterilerek, anılan şekilde karar verilmiştir.

Anayasa m. 129/5’de, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, ancak idare aleyhine açılabileceği benimsenmiştir. Ne var ki, bu kural mutlak olmayıp; idari yetkilerin kullanılma alanı ile, eş anlatımla, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Özellikle, haksız eylemlerde (fiili yol); kamu görevlisinin, Anayasa’nın bu güvencesinden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.

İlginizi çekebilir:  Uzlaşmadan yararlanarak HAGB kararı ve sabıka kaydı nasıl kaldırılır?

Somut olayda, davacı, davalıların kendisini istifa ettirmeye çalıştıklarını, mesleki yetersizliğine ilişkin dedikodular yaptıklarını, iş yükünü arttırmaya çalıştıklarını, onur kırıcı üslup takındıklarını, sık sık odalarına çağırıp bağırdıklarını ileri sürmüştür. Davalı kamu görevlilerinin bu şekilde hareket etmeleri kişisel kusur oluşturur. Kamu görevlilerinin kişisel kusuruna dayanan davaların, Anayasa m.129/5 kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, davalıya husumet yöneltilebileceği benimsenmeli ve işin esası incelenmelidir. Şu durumda, davacının iddia ettiği mobbing iddiaları araştırılarak işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Hüküm, açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Dedikodu yapması nedeniyle memuriyette sınıf indirme disiplin cezası alan memura ilişkin bir Danıştay kararı

Danıştay 12. D. E. 2002/5920 K. 2005/4029 T. 16.11.2005

İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 10.9.2002 günlü, E:2001/1206, K:2002/1079 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi: M.Önder Tekin

Düşüncesi: İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bîr neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı :Efser Koçakoğlu

Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince İşin gereği düşünüldü:

Dava, Zeytinburnu Belediye Başkan lığ ı’nda Zabıta Başkomiseri olarak görev yapan davacının “1/8 oranında aylıktan kesme” cezası İle cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 10.9.2002 günlü, E:2001/1206, K:2002/1079 sayılı kararıyla; davacının çalıştığı Belediye’de Zabıta Müdür Yardımcısı olarak görev yapan bir kişinin davacının kendisi hakkında asılsız ve küçük düşürücü dedikodular yaydığı yolunda verdiği şikayet dilekçesi üzerine yapılan soruşturma sonucunda, iddia edilen fiillerin sübuta erdiği kanaatiyle Zabıta Disiplin Yönetmeliği’nin 5/e maddesi hükmü uyarınca “sınıf indirilmesi” cezası ile cezalandırılmasının önerildiği bu teklifi değerlendiren Disiplin Kurulunun olaya 657 sayılı Kanunun uygulanması gerektiğinden bahisle teklifi reddettiği,Disiplin Kurulu kararının altına “Başkan takdiriyle 1/8 oranında aylıktan kesme cezası uygun görülmüştür.” şerhi düşülerek dava konusu işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı; Disiplin Kurulunca önerilen cezanın reddedilmesi üzerine atamaya yetkili amirce 15 gün içinde başka bir disiplin cezası verilmesi mümkün ise de; Disiplin Kurulu kararının altına Belediye Başkanınca dipnot şeklinde düşülen yazı ile verilen cezanın hangi Yasa kuralı uyarınca tesis edildiği ve davacının hangi eylemi ve fiili nedeniyle bu cezanın verildiği belirtilmediğinden işlemde hukuka ve usule uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle İptaline karar verilmiştir.

Davalı idare, Disiplin Kurulu kararı ile davacının işlediği fiilin karşılığı olarak “sınıf indirilmesi” cezası ile cezalandırılamayacağının anlaşılması üzerine Başkanın yetkisini kullanarak davacıyı cezalandırdığını, cezanın dayanağı olan fiilin tutanakta açık bîr şekilde gösterildiğini Öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının ternyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 126. maddesinde; Devlet memurluğundan çıkarma cezasının amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verileceği,disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkilerinin bulunmadığı,cezayı kabul veya reddedeceği,ret halinde atamaya yetkili amirlerin 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbest olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; Zeytinburnu Belediye Başkanlığı’nda Zabıta Müdür Yardımcısı olarak görev yapan …’in 5.4.2001 tarihinde verdiği dilekçede, davacının özel hayat ile ilgili olarak asılsız ithamlarda bulunarak kişiliğini rencide ettiğini bildirmesi üzerine yapılan soruşturma sonucunda; davacının asılsız bir şekilde Zabıta Komiser Yardımcısı olarak görev yapan … hakkında İddialar ortaya atarak zabıta memuruna uymayan tutum ve davranışlarda bulunduğu kanaatiyle Zabıta Disiplin Yönetmeligi’nin 5/e maddesi hükmü uyarınca “sınıf indirilmesi” cezası ile cezalandırılması teklifinde bulunulduğu, teklifi görüşen Disiplin Kurulunca davacıya 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun disiplin cezalarına ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle teklifin reddedildiği. Disiplin Kurulu kararının altına Belediye Başkanı tarafından “1/8 oranında aylıktan kesme cezası uygun görülmüştür,” notu yazılarak davacının bu İşlem ile cezalandırıldığı, davacının işlediği iddia edilen haksız ithamlarda bulunarak dedikodu yaptığı yönünde şikayetçinin tanık olarak gösterdiği iki kişi dışında ifadelerine başvurulan ve davacının görev yaptığı yerde çalışan altı kişinin davacının işlediği iddia edilen fiili gerçekleştirdiği yönünde bir beyanlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

İlginizi çekebilir:  Kumar ve kaçak bahis sitesi dolandırıcılığı mağdurları ne yapmalıdır?

Olayda, davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda Zabıta Disiplin Yönetmeliği’nin 5/e maddesi hükmü uyarınca cezalandırılması yönünde getirilen teklifin davacıya 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle Disiplin Kurulunca reddi üzerine yukarıda yer verilen kural uyarınca Belediye Başkanınca yapılacak değerlendirmeye göre fiilin sübuta erdiğinin anlaşılması durumunda disiplin cezası ile cezalandırılabileceği tartışmasızdır. Nitekim, teklifin Disiplin Kurulunca reddi üzerine Belediye Başkanı da bu yetkisini kullanarak dava konusu disiplin cezasını vermiştir.Dava konusu işlemde uygulanan Yasa kuralının gösterilmemesinin işlemi hukuken sakatlamayacağı ortadadır. Ancak; davacının isnat edilen fiili işlediğinin şikayetçinin tanık olarak gösterdiği iki kişi dışında soruşturma sırasında ifadesine başvurulan altı kişiden hiçbirisince kabul edilmemesi nedeniyle sübuta ermediği sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda,davacının disiplin suçu sayılabilecek bir eylemde bulunduğunun objektif bir şekilde ortaya konulamamış olması nedeniyle tesis olunan işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davacı hakkında getirilen teklifin reddine dair Disiplin Kurulu kararının altına Belediye Başkanınca düşülen yazıda cezanın hangi yasa kuralı uyarınca verildiği hususunun ve davacının eyleminin gösterilmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamakta ise de; karar sonucu itibariyle yerindedir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 10.9.2002 günlü, E:2001/1206, K:2002/1079 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile sonucu itibariyle onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 16.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İftira suçunun yargıda vücut bulan bir tanımına ilişkin yargı kararı

Yargıtay Kararı – 8. CD., E. 2021/1315 K. 2023/957 T. 1.3.2023

Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca sanık hakkında iftira suçundan dava açılmıştır.

2. … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2016 tarihli ve 2015/1262 Esas, 2016/846 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekili temyiz isteği; eksik ve hatalı değerlendirme ile karar verildiği, suçun unsurlarının mevcut olduğu ve benzerine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

1. 24.06.2015 tarihli sanık … BİMER başvurusunda; … … karakol komutanı olan …’ın … teşkilatına yakışmayan fiillerde bulunduğu, insanlar hakkında dedikodu yaptığı, sorumluluk bölgesinde bulunan bazı işletmelere ücret ödemeden yemek yiyip içtiği, karakol lojmanında köpek besleyip … ektiği iddiasında bulunmuştur.

İlginizi çekebilir:  HAGB nedir?

2. 23.07.2015 tarihli tutanakta, tahkikat heyeti tarafından sanık … ile yapılan telefon görüşmesinde; katılan … hakkında söylediklerinin doğru olduğunu, lojmanda köpek beslediğini, bahçesinde … yaparak sebze yetiştirdiğini, karakol bölgesindeki lokantalarda parasız yiyip içtiği yerlerin … de bulunan … restoran, Karagöl restoran ve Kaptan restoran olduğunu, araştırıldığında doğruyu söylediğinin anlaşılacağını beyan ettiği,

3. 23.07.2015 tarihli tutanak ile lojman bahçesinde 5 m2 lik bir alanda hobi tabir edilen … çaplı sebze yetiştirilen yer görüldüğü, çevreye rahatsızlık veren durumu olmadığı, bir ev ihtiyacını karşılayacak nitelikte olmadığı, bahçede saldırgan olmadığı değerlendirilen iki golden cinsi köpek ile karakol bahçesinde bir köpek görülmüş, yazlıkçıların …’yi terk ettikten sonra kalan ve karakol ile lojmandan verilen yemek artıklarıyla beslenen sokak köpekleri oldukları tespit edilmiştir.

4. … il … komutanlığı personel şube müdürlüğünce düzenlenen 24.07.2015 tarihli idari tahkikat raporu ile müştekinin … teşkilatına yakışmayan fiillerde bulunduğu, insanlar hakkında dedikodu yaptığı, sorumluluk bölgesinde bulunan bazı işletmelere ücret ödemeden yemek yiyip içtiği, karakol lojmanında köpek besleyip … ektiği iddialarına ilişkin dinlenen tanık beyanları ile yapılan araştırmada somut, yeterli inandırıcı delil elde edilemediğinden adli ya da idari işlem yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

5. Katılan … vekili 08.09.2015 tarihli dilekçe ile sanık hakkında iftira suçundan şikayetçi olmuştur.

6. 03.07.2015 tarihli idari tahkikat raporunda … karakol komutanlığı emrinde görevli tanık H.D.’nin eşi tanık M.D.’nin, karakol komutanının lojman içerisinde köpek beslediği, köpek tüylerinin lojman içerisine gelişi … dağıldığını, tüylerin vücudunda tiksintiye bağlı yaralar oluşturduğunu, hamile olması nedeniyle tüylerden etkilendiği iddiası ile … genel komutanlığı şikayet hattını arayarak şikayetçi olduğu olayda, dinlene tanık beyanları ile tüylerden etkilendiğine dair somut bilgi ve bulgu olmadığı, tanık H.D.’nin sanık …’e karşı 04.03.2015 tarihinde işlediği amir veya üste saygısızlık, görevi ihmal ve … itaatsizlikte ısrar suçlarından suç dosyası olduğu tespiti, diğer tutanaklar ile somut yeterli inandırıcı delil elde edilmediğinden adli veya idari soruşturmaya yer olmadığına karar verilmiş,

7. Sanık …’in görev yaptığı bölgede restoran işleten tanık M.K., A.D., D.Ü. ve aynı karakolda görevli olan … personeli A.R.U. ücret almadan hizmet alma veya mesleğe yakışmayan tavırlar sergilediği konularında beyanları olmadığı,

IV. GEREKÇE

1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.

Bu itibarla; sanığın … karakol komutanı olan katılanın … teşkilatına yakışmayan fiillerde bulunduğu, insanlar hakkında dedikodu yaptığı, sorumluluk bölgesinde bulunan bazı işletmelere ücret ödemeden yemek yiyip içtiği, karakol lojmanında köpek besleyip … ektiği iddiası BİMER’e yazarak şikayetçi olduğu, katılan hakkında başlatılan idari tahkikat sonucunda dinlenen tanık beyanları ve yapılan araştırma ile somut, yeterli inandırıcı delil elde edilemediğinden adli veya idari soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği olayda, eyleminin, suç işlemediğini bildiği kimselere suç isnadı biçiminde olmayıp, Anayasa’nın 74 üncü maddesinde düzenlenen anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla, yasal unsurları itibariyle oluşmayan suçtan verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamıştır.

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2016 tarihli ve 2015/1262 Esas, 2016/846 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2023 tarihinde karar verildi.

Değerlendirme post

Paylaş:

Daha Fazla Yazı

Mesaj Gönderin

samsun avukat ayşe deniz oral boşanma avukatı

Hukuki sorunlarınızda yanınızdayız

Çalışma Alanları