
Eşin evli olduğu halde başka bir kadını aynı konuta getirerek birlikte yaşamaya başlaması, halk arasında “kuma getirmek” olarak ifade edilmektedir. Türk hukukunda “kuma getirme” şeklinde özel bir suç tipi düzenlenmemiş olsa da, bu davranış bazı durumlarda Türk Ceza Kanunu kapsamında aile düzenine karşı suçlar kapsamında kötü muameleden ötürü suç teşkil etmektedir.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, eşin başka bir kadını aynı konuta getirerek birlikte yaşamaya zorlaması Türk Ceza Kanunu m.232/1 kapsamında “kötü muamele” suçu olarak değerlendirilmektedir
Kuma Getirmenin Cezası
Türk Ceza Kanunu’nun 232/1. maddesine göre:
“Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Her ne kadar kanunda öngörülen ceza miktarı 2 aydan 1 yıla kadar hapis cezası olsa da, bu ceza bazı durumlarda sanık açısından daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Özellikle sanığın daha önce işlediği suçlardan dolayı denetim süresi içinde bulunması veya sabıkasının olması halinde, yeni işlenen suç nedeniyle hapise girmenin söz konusu olabileceği göz önüne alınmalıdır.

Kuma Getirmeden Aldatmak Suç mu?
Evli bir kişinin eşini aldatması, yani başka biriyle ilişki yaşaması Türk Ceza Kanunu bakımından doğrudan bir suç değildir.
Ancak bu durum boşanma davasında ağır kusur sayılır ve maddi ve manevi tazminat sorumluluğu doğurur.
İmam Nikâhı (Dini Nikâh) Suç mu?
Türkiye’de resmi nikâh yapılmadan yalnızca dini nikâh (imam nikâhı) kıyılması, 2015 öncesi suç olsa da 2015 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararı sonrasında cezai yaptırıma tabi olmaktan çıkarılmıştır. Anayasa Mahkemesi 2014/36E 2015/51K norm denetimi
Bu nedenle resmi nikâh olmaksızın dini nikâh kıyılması artık ceza gerektiren bir fiil değildir.
Zina Suç mu?
2004 öncesinde zina TCK uyarınca suçtu. 2004 te kanun değişince zina suç olmaktan çıkarıldı. Yani artık zina nedeniyle polis vasıtasıyla suçüstü, baskın yapılamıyor, zina karakola şikayet edilirse işlemsiz bırakılıyor.
Aile konutunda zina halinde eş bakımından konut dokunulmazlığının ihlalinden şikayet hakkı vardır. Zina için eve gelen 3. kişi ile aldatılan eş arasında konut dokunulmazlığının ihlali suçu oluşmaktadır. Konut dokunulmazlığının ihlalinden suç duyurusunda bulunulsa dahi baskın yapmak veya suçüstü yapma konusunda polisler eyleme geçmemeyi tercih edebilmektedir.
Zina, Aldatma, Resmi Nikahla Evliyken İmam Nikahıyla Başkasıyla Evlenme Suç Değilse Cezasız mı Kalacak?
Açacağınız boşanma davasında zina, aldatma, kuma getirme gibi tüm eylemler tazminat sebebi olarak değerlendirilecektir. tarafların sosyoekonomik durumuna göre aldatan taraf aleyhinde tazminat çıkacaktır.
T.C.
Yargıtay
18. Ceza Dairesi
Esas No:2015/23641
Karar No:2017/1535
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kötü muamele
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir,
Ancak;
TCK’nın 232. maddesi yaralama, tehdit, sövme gibi Yasa’nın başka maddelerinde açıkça suç olarak düzenlenmiş eylemler dışında kalan ve failin aynı konutta birlikte yaşadığı kişilere karşı gerçekleştirdiği mağdura bedenen veya ruhen zarar veren eylemleri kötü muamele suçu olarak düzenleyip yaptırıma bağlamaktadır.
Hangi eylemlerin “kötü muamele” niteliğinde sayılacağı maddede açıklanmamış, yasa koyucu bu kavramı madde gerekçesinde “her türlü kötü muamele suçun oluşmasını olanaklı kılmaz kötü muamelenin merhamet, acıma ve şefkatle bağdaşmayacak nitelikte bulunması gereklidir.” şeklinde tanımlamıştır….. ve …. duyguları ile bağdaşmayan, mağdura bedenen veya ruhen zarar veren eylemlerin kötü muamele olarak kabulü gerekir.
Somut olayda; sanığın eşi olan müşteki ile birlikte yaşadığı eve kuma getirmesinden sonra müştekiye kötü davrandığı, bu nedenle, müştekinin psikolojisinin bozulduğu, intihara teşebbüs ettiği, sanığın eve kuma getirmesi, kötü davranış ve tutum sergilemesi eyleminin bir bütün halinde sevgi ve merhamet duyguları ile bağdaşmayan, müştekiye ruhen zarar veren, mağdurda duygusal bozukluğa yol açacak boyuta ulaşan kötü muamele niteliğinde olduğu ve dolayısıyla sanığın üzerine atılı kötü muamele suçunun oluştuğu gözetilmeksizin, kanuni ve yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas mahkemesine gönderilmesine, 13/02/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/5977 E. , 2023/16532 K.
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kötü muamele
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yerel Mahkemece sanık hakkında kötü muamele suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Tebliğname’de hükmün onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanığın eyleminin merhamet ve şefkatle bağdaşmadığına suçun unsurlarının oluştuğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mağdurun resmi nikahlı eşi olan sanığın sosyal medya aracılığı ile duygusal yakınlık kurduğu …’.yü suç tarihinde mağdur, annesi ve babası ile birlikte yaşadıkları müşterek ikametgahlarına getirdiği, mağdurun üzerinde evi terk ederek babasının evine dönmesi hususunda psikolojik baskı kurduğu iddiasıyla açılan davada sanığın beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 232 nci maddesi; yaralama, tehdit ve sövme gibi Kanun’un başka maddelerinde açıkça suç olarak düzenlenmiş eylemler dışında kalan ve failin aynı konutta birlikte yaşadığı kişilere karşı gerçekleştirdiği mağdura bedenen veya ruhen zarar veren eylemleri kötü muamele suçu olarak düzenleyip yaptırıma bağlamaktadır.
Hangi eylemlerin “kötü muamele” niteliğinde sayılacağı maddede açıklanmamış, yasa koyucu bu kavramı madde gerekçesinde “Her türlü kötü muamele suçun oluşmasını olanaklı kılmaz kötü muamelenin merhamet, acıma ve şefkatle bağdaşmayacak nitelikte bulunması gereklidir.” şeklinde tanımlamıştır. Merhamet ve sevgi duyguları ile bağdaşmayan, mağdura bedenen veya ruhen zarar veren eylemlerin kötü muamele olarak kabulü gerekir.
Somut olayda; sanığın resmi nikahlı eşi olan mağdur ile birlikte yaşadığı eve kuma getirmesi ve mağdura evden ayrılması için psikolojik baskı yapması şeklinde tarif edilen eylemin bir bütün halinde sevgi ve merhamet duyguları ile bağdaşmayan, mağdura ruhen zarar veren, mağdurda duygusal bozukluğa yol açacak boyuta ulaşan kötü muamele niteliğinde olduğu ve dolayısıyla sanığın üzerine atılı kötü muamele suçunun oluştuğu gözetilmeksizin, kanuni ve yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.

