"Enter"a basıp içeriğe geçin

Düğünde takılan altınlar kim tarafından takılmış olursa olsun geline bağışlanmış sayılır

Genelde boşanma kararı alındığında çiftler avukatlık ofislerine şu şekilde gelmektedir. Erkekler “karım altınlarımı çaldı” diye gelmektedir. Eğer evlilik sırasında da erkek tarafından altınlar bozdurulup kullanıldıysa kadın “kocam altınlarımı çaldı” diye gelmektedir. Veya çeşitli sebeplerden dolayı evlilik kısa sürmüşse “karım altın çalmak için düğün yaptı” diye başvurulmaktadır. Bu konuda bir kafa karışıklığı olduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre ayrılık durumunda olması gereken şudur: Altınlar kadında kalmalıdır. Kadın düğünden sonra bir gece dahi damatla aynı odada bulunsa bile altınları alıp gitme hakkı vardır. Kadının kaçıncı evliliği olursa olsun, kadının işi maaşı aileden gelen serveti ne olursa olsun uygulama bu şekildedir.

Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre düğünde takılan altınlar her kim tarafından takılmış olursa olsun, geline, geleceğinin güvencesi olarak bağışlanmış sayılır.

Düğünde erkeğin üzerine takılan altınların kime ait olduğunun tespiti için o yöredeki örfi kurallar araştırılmalıdır.

Dava 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Faiz anca dava tarihinden itibaren istenebilir.

Genelde de erkekler bu altınları bozdurup düğün masrafına, ev masrafına veya şahsi keyfi masrafına kullanma eğilimindedir.  Ancak sonrasında dava masrafları ve avukatlık ücretiyle birlikte iadenin söz konusu olduğu gözardı edilmektedir.

Yargıtay kararlarına göre evin iaşesi erkeğin sorumluluğunda olduğundan, altınların evi donatma ve iaşe için kullanılması yerinde değildir.

Gelinin elinden alınıp o veya bu şekilde bozdurulan altınların boşanma durumunda geline iadesi gündeme gelir.

Bu altınlar gelinin şahsi eşyası sayılır. Damadın borcu için haczedilemez. Mal rejimlerine göre paylaşılamaz.

Takılan takılar bir aşiret düğününde olduğu gibi kilolarca olsa, değeri hesaplanamayacak kadar çok olsa dahi Yargıtay uygulamasına göre yine gelinin şahsi eşyası sayılmaktadır.

Takılan altınlar da düğün videosundan, fotoğraflardan, şahit beyanlarından tespit edilebilir.

Eğer bu altınlar mevcutsa aynen iade edilir, bozdurulmuşsa değeri bilirkişi tarafından tespit edilip değeri iade edilir.

Ancak söz konusu altınlar takan kişi tarafından bağıştan dönme davası ile geri alınabilmektedir. Borçlar kanunu 295. maddesine göre bağışlamayı yapan kişiye veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi durumunda bu dava açılabilir. Mesela gelin damada ihanet ederse, darp ederse, ağır bir iftira atarsa takılan altınların geri alınması için  bu suçtan itibaren 1 yıl içerisinde dava açılabilmektedir. Burada kriter çok ağır bir eylemin bulunmasıdır. Evlilik şiddetli geçimsizlik nedeniyle bitmişse böyle bir dava açılamaz. Burada sadece damat değil altın takan kim olursa olsun böyle bir dava açabilir. Mesela gelinin babası kızına altın bir kemer taksa ve sonrasında kızı babasına karşı ağır bir suç işlese yine böyle bir dava açılabilir.

Aynı şey eşlerin evlilik süresi boyunca jest olsun diye birbirine bağışladığı ev, araba, arsa gidi mallar için geçerlidir. Borçlar Kanunu madde 295 e göre bağıştan dönme koşulları oluşursa dava yoluyla geri alınabilir.

Eğer düğünden önce bir çeyiz senedi- mehir senedi yapılmışsa, bu senet geçerlidir. Yargıtay uygulamasına göre bağışlama vaadi sözleşmesi olarak değerlendirilir. Senette bahsedilen altınlar hiç bir zaman kıza takılmasa dahi boşanma halinde senetteki altınların icra yoluyla damattan alınması mümkündür.

Aşağıda konuyla ilgili yargıtay kararlarından bazılarını koyuyorum.

**********************************************************************************************************

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/10498
K. 2003/770
T. 27.1.2003
4721/m.174
743/m.143
• BOŞANMA ( İktidarsızlık Nedeniyle – Davalının Kızlığının Bozulmadığı Belirtilerek Takılan Ziynetlerin İadesi İstenemeyeceği )
• EVLENME SIRASINDA KADINA VERİLEN HEDİYELER ( Boşanma Halinde Geri Verme Yükümlülüğü Bulunmadığı )
• ZİYNET EŞYALARI ( Evlenme Sırasında Kadına Hediye Edilen – Boşanma Halinde Geri Verme Yükümlülüğü Bulunmadığı )
ÖZET : Evlenme sırasında kadına hediye edilen ziynet eşyaları kadına aittir. Boşanma halinde geri verme yükümlülüğü yoktur.

DAVA : Davacı B.G. ve M.G. tarafından, davalı F.G. aleyhine 8.6.2001 gününde verilen dilekçe ile altın eşyaların aynen iadesi olmazsa değerinin tahsilinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.4.2002 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Davacı M.G. davalı F.G. ile resmen evlendiklerini, evlenirken davalıya düğün hediyesi olarak ziynet eşyası taktıklarını, bir süre sonra davalının iktidarsızlık nedenine dayalı olarak boşanma davası açtığını, dava sonunda boşandıklarını ve davalının kızlığının bozulmadığını belirterek takılan ziynetlerin iadesini istemiştir. Mahkemece dava kabul edilmiştir.

Evlenme sırasında kadına armağan edilen ziynet eşyaları kadına aittir. Boşanma halinde geri verme yükümlülüğü yoktur. Mahkemenin davayı kabul gerekçesi olaya ve içtihatlara uygun değildir. Şu durumda, eşyaların geri alınması için bir neden olmadığına göre davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27.1.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

**********************************************************************************************************

T.C.

Y A R G I T A Y

2.Hukuk Dairesi

98/8160E 98/10211K

YARGITAY İLAMI

23.9.1998

Özet:BK.246. maddesinde yer alan hak düşürcü süre davalının
sedakatsizliğinin öğrenildiği günden başlar. Aynı sebebe dayalı boşanma
kararının kesinleştiği tarihin süreye etkisi yoktur.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli
mahkemece verilen hüküm ziynet eşyaları yönünden temyiz edilmekle, evrak
okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davalı boşanma dava dilekçesinde sadakatsizlik olayını boşanma dava
açılmadan 15 gün önce 16.05.1995 tarihinde öğrendiğini beyan etmiş, ancak
hibeden rücu savunmasını bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra
23.08.1996 tarihinde yapmıştır(B.Y. Md. 246/1). Davalı hak düşürücü süre
içinde bağıştan rücu iradesini açıklamadığından davanın ziynet eşyaları
yönünden kabulü gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması
bozmayı gerektirmiştir.

S O N U Ç : Hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin
harcın yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi.

23.09.1998 (Çar.)

**********************************************************************************************************

T.C.

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

E. 1995/10121

K. 1995/11061

T. 26.10.1995

• KOCAYA TAKILAN ZİYNETLERİN MÜLKİYETİ

• MÜLKİYET KARİNESİ

• ÖRF VE ADET GEREĞİNCE HÜKÜM ( Kocaya takılan ziynetler )

• HUKUKİ HAMİL

• HUKUKİ ZİLYET

743/m.1,898

ÖZET: Tarafların oturdukları bölgede,düğünde kim tarafından takılmış olursa olun, takılan ziynet eşyalarının geline ait olduğunu kabule elverişli, istisnasız herkes tarafından uyulan, istikrar kazanmış, örf ve adet varsa, kadını hukuki hamil kabul etmek gerekir.
Eksik tahkikatla, kocanın üzerine takılan eşyanın kocaya ait kabulü ile kadından istirdadına karar vermek isabetsizdir.
DAVA VE KARAR : Yukarıda tarihi, numarası, konusu ve tarafları gösterilen hükmün: Dairenin 25.5.1995 gün ve 5220/6296 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Adı geçen Dairemiz kararının düzeltilmesi istenilmekle, evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü.
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ KARARI:
Taraflar karı kocadır. Davacı bir kısım eşyasının davalıda kaldığını iddia etmiştir. Davalı da karşı dava dilekçesinde düğünde takılan bazı ziynet eşyasının kendisine takıldığını, karısında kaldığını ileri sürüp istirdadını istemişlerdir.
İhtilaf düğünde takılan bazı ziynet eşyasının taraflardan hangisine ait olduğu noktasında düğümlenmektedir.
“Menkul bir şeyin zilyeti onun maliki addolunur” ( M.K. 898 ). Taraflar bu karinenin aksini her türlü delil ile ispatlayabilirler.
Mahkeme söz konusu ziynet eşyasının kocaya takıldığını belirleyip isteği kabul etmiş, ancak yargılama sırasında kadın örf ve adet gereği tüm ziynet eşyasının kim tarafından hediye edilirse edilsin geline ait olacağını savunmuştur.
Medeni Kanunun 1. maddesi gereği Hakim Kanunda hüküm bulunmayan hallerde örf ve adet gereğince karar verme yetkisıne sahiptir. Taraflar zilyetlik karinesinin aksint her türlü delil ile ıspatlıyabileceklerine göre.burada örf ve adetin tesbiti önem taşımaktadır. Tarafların oturdukları bölgede, düğünde kim tarafından hediye edilmiş olursa olsun, takılan ziynet eşyasının geline ait olduğunu kabule elverişli istisnasız herkes tarafından uyulan, istikrar kazanmış örf ve adet varsa, kadını hukuki hamil kabul etmek gerekir. Bu yön gözetilmeden örf ve adet araştırılmadan, eksik tahkikatle düğün sırasında kocanın üzerine takılan eşyanın kocaya ait kabulü ile kadından istirdada karar verilmesi doğru değildir.
Bu ıtibarla hükmün bozulması gerekirken temyiz incelenıesi sırasında bu yön gözden kaçmış ve hüküm onanmış olmakla onama kararına kaldırılması ve hükmün bozulması uygun düşmüştür.

SONUÇ : Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 440 ve 442 maddeleri gereğince karar düzeltme isteğinin kabulüne onama kararının kaldırılmasına ve hükmün gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ) oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ: 
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteği yersizdir. Bu itibarla sayın çoğunluğun bozma görüşlerine katılmıyorum.
Üye
Ferman Kıbrıscıklı
Üye
Özcan Aksoy

**********************************************************************************************************

T.C. YARGITAY
4.Hukuk Dairesi
E:2004/6794
K:2005/157
T:24.01.2005
• DÜĞÜNDE TAKILAN ALTIN VE PARA
• ZİYNET EŞYALARININ AYNEN VEYA BEDELİNİN İADESİ DAVASI
• EVİN İHTİYAÇLARININ KARŞILANMASI
• ZİYNETLERİN EVİN İHTİYACINDA KULLANILMASI
ÖZET : Davacıya düğünde takılan altın ile para bağış niteliğindedir ve davacının mülkiyetine geçmiştir. Medeni Kanun hükümlerine göre evin ihtiyacını karşılamak kocanın yükümlülüğü altındadır. Bunun içindir ki davalının altınları ailenin gereksinmeleri için harcanmış olması, bunları aynen veya bedelini ödeme yükümlüğünden kurtarmaz. Bu nedenle de davalı tarafından harcanmış para ve altın miktarı, dosyadaki tanık beyanları ve diğer deliller doğrultusunda belirlenerek davacıya verilmesi gerekir.
(743 s. Kanun m. 152)
Davacı Ayşegül Akay vekili Avukat Ertuğrul Katırcı tarafından, davalı Numan Akay aleyhine 5.07.2002 gününde verilen dilekçe ile davalı eşte kalan ev ve ziynet eşyaları ile paraların istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.01.2004 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının ziynet eşyalarına yönelik temyiz itirazına gelince; dava resmi evliler arasındaki ev ve ziynet eşyasının aynen iadesi veya bedellerinin ödettirilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kısmen kabul edilmiş karar davacı yanca temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara ve taraf tanıklarının beyanlarına göre, davacının evlendiği tarihte davacıya düğün hediyesi olarak takılan para ve bir miktar küçük altının, evlilik sırasında davalı tarafından bozdurulup gereksinimlerine harcandığı anlaşılmaktadır.
Davacıya düğünde takılan altın ile para bağış niteliğindedir ve davacının mülkiyetine geçmiştir. Medeni Kanun hükümlerine göre evin ihtiyacını karşılamak kocanın yükümlülüğü altındadır. Bunun içindir ki davalının altınları ailenin gereksinmeleri için harcanmış olması, bunları aynen veya bedelini ödeme yükümlüğünden kurtarmaz. Bu nedenle de davalı tarafından harcanmış para ve altın miktarı, dosyadaki tanık beyanları ve diğer deliller doğrultusunda belirlenerek davacıya verilmesi gerekirken istemin bu bölümünün tümden reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 ) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ise ( 1 ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24.01.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
Yargıtay
3. Hukuk Dairesi

Esas No:2015/469
Karar No:2015/19671
K. Tarihi:

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 15. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/10/2014
NUMARASI : 2013/868-2014/731
Taraflar arasındaki ziynet alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacıya takılan ziynetlerin hırsızlık korkusu ile banka kasasında saklandığını, kasanın iki anahtarının da ortak konutta olduğunu, davalının davacıyı dövdüğünü, ailesinin gelerek davacıyı hastaneye götürdüklerini, yetkisi bulunan davalının ziynetleri banka kasasından aldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, ziynetlerin aynen iadesine; mümkün değil ise, bedeli olan 16.940.00.TL’nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf, cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece; düğünde damada takılan altınların davalıya ait kişisel mal olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ;
a)5 adet 22 ayar Adana burma bilezik, 1 adedi 20.00 gr’dan toplam 8.030,00 TL,
b)2 adet 22 ayar bilezik, 1 adedi 15.00 gr olmak üzere toplam 2.409,00 TL,
c)1 adet 14 ayar takı bileziği 4.50 gr’dan toplam 288,00 TL,
d)1 adet 22 ayar set takım, 55,00 gr’dan toplam 4.416,50 TL,
e)10 adet çeyrek altının 1 adedi 141,00 TL den toplam 1.410,00 TL’nin aynen; olmadığı takdirde bedeli olan 16.553,50 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına, örf ve adete, ülke gerçekleri ile yöresel geleneklere göre; evlenme sebebiyle, gerek ailelerce ve gerekse yakınlarınca kadına geleceğinin güvencesi olarak takılan ziynet eşyaları (altın vs.) emaneten (geçici olarak) takıldığı konusunda kadının bir kabulü olmadığı sürece, düğünde davacı kadına bağışlanmış sayılır. Aynı biçimde, düğünde erkeğe takılan fakat, daha sonra koca tarafından eşine (kadına) verilen ziynet eşyaları için de kadının herhangi bir biçimde kabulü söz konusu olmadıkça ve aksi de kanıtlanmadıkça kocanın bu eşyaları eşine bağışladığı kabul edilir.
Somut olayda; aksi iddia ve ispat edilmediğine göre, düğünde erkeğe takılan ziynetler de, davalı tarafından davacıya bağışlanmış sayıldığından; bu eşyalar yönünden de, talebin kabulüne karar verilmesi gerekir iken; eksik inceleme, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçeler ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir