Boşanma İle Birlikte Açılması Gereken Davalar

Boşanma Süreci Neden Tek Bir Davadan İbaret Değildir?

Boşanma, uygulamada yalnızca evliliğin sona erdirilmesi anlamına gelmez. Çoğu dosyada boşanma davası, aslında daha geniş bir hukuki sürecin yalnızca merkezini oluşturur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; yalnızca birlikte yaşamanın sona ermesiyle sınırlı değildir. Maddi ilişkiler, çocuklar, edinilmiş mallar, şahsi eşyalar, hatta evcil hayvanlar dahi bu sürecin parçası hâline gelir.

boşanma sürecinde açılan davalar

Bu nedenle boşanmayı tek bir dava ile çözülebilecek basit bir işlem olarak görmek, çoğu zaman hak kayıplarına yol açar. Özellikle çekişmeli boşanmalarda, dava başında doğru taleplerin ileri sürülmemesi veya bazı davaların hiç açılmaması, telafisi güç sonuçlar doğurabilir.

Boşanma Davası İçinde İleri Sürülebilen ve Ek Harç Gerektirmeyen Talepler

Boşanma davası açılırken, kanunen ayrıca harç ödenmesine gerek olmaksızın birçok talep aynı dosya içerisinde ileri sürülebilir. Bu talepler, boşanmanın doğal ve zorunlu sonuçları olup mahkeme tarafından birlikte değerlendirilir ve karara bağlanır.

Boşanma davası kapsamında harçsız olarak talep edilebilen başlıca hususlar şunlardır:

  • Boşanma kararı
  • Tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası
  • Maddi ve manevi tazminat
  • Çocuğun velayeti
  • Kişisel ilişki (şahsi münasebet) düzenlenmesi
  • Aile konutunun eşlerden birine özgülenmesi
  • Şiddet nedeniyle uzaklaştırma ve koruma tedbirleri

Bu taleplerin tamamı, boşanma davası ile birlikte hüküm altına alınır ve ayrı bir dava açılmasını gerektirmez.

Uygulamada sıkça yanlış bilinen bir husus, taleplerin sayısının veya maddi değerinin davayı uzattığı yönündeki düşüncedir. Oysa çekişmeli boşanma davalarının uzamasının temel nedeni; delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve tarafların yargılama sürecine yaklaşımıdır. Talep edilen nafaka miktarının yüksek olması veya aynı dosyada birden fazla talebin ileri sürülmesi, davanın süresini tek başına uzatmaz.

Dosyanın yargılama süreci tamamlandığında, yukarıda sayılan taleplerden hiçbiri ileri sürülmemiş olsa dahi boşanma davası ne kadar sürede sonuçlanacaksa; hepsinin birlikte talep edilmesi hâlinde de dava kural olarak aynı zaman diliminde sonuçlanır. Yani “az talep = hızlı dava” şeklinde bir kural uygulamada geçerli değildir.

Buna karşılık, karşı tarafın davayı uzatma iradesiyle hareket etmesi, delil ve tanık sürecini buna göre yapılandırması ve profesyonel hukuki destek alarak yargılamayı stratejik şekilde sürdürmesi hâlinde, boşanma süreci öngörülen sürenin çok ötesine taşınabilir. Bu nedenle, boşanma davalarında sürenin belirleyicisi taleplerin sayısı değil, davanın nasıl yönetildiğidir.rıca harçlandırılması gerekmeyen talepler

Boşanma Davası İçinde İleri Sürülebilen Ancak Ayrıca Harca Tabi Olan Talepler

Boşanma davası kapsamında ileri sürülebilen bazı talepler, boşanmanın fer’i niteliğinde olmalarına rağmen ayrı harçlandırmaya tabidir. Bu talepler, boşanma davası dilekçesi içinde ileri sürülebileceği gibi, boşanma davasından bağımsız olarak da açılabilir.

Bu kapsamda en sık karşılaşılan taleplerden biri, boşanılan eşin soyadını kullanmaya devam etme talebidir.

Boşanma ile birlikte kural olarak kadın, evlilik sırasında aldığı eşinin soyadını kaybeder. Ancak uygulamada; eşinin soyadını kullanarak diploma alan, mesleki kariyer oluşturan, işyeri kuran veya ticari bir çevre edinen kadınlar açısından soyadı değişikliği ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Aynı şekilde, soyadının çocuklarının soyadı ile uyumlu olmasını isteyen kadınlar da bu talebi sıklıkla gündeme getirmektedir.

Bu dava, boşanma davası ile birlikte açılabileceği gibi, boşanma davası devam ederken ya da boşanma kararının kesinleşmesinden sonra da açılabilir. Açılması için kanunda öngörülmüş bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır.

İlginizi çekebilir:  Anlaşmalı Boşanma Kesinleştikten Sonra İhanet Ortaya Çıkarsa Ne Yapılabilir?

Mahkeme, bu talebi değerlendirirken; kadının soyadını kullanmakta haklı bir menfaatinin bulunup bulunmadığını ve bu kullanımın boşanılan eş açısından zarar doğurup doğurmayacağını dikkate alır. Talep, somut gerekçelerle ve dosya içeriğiyle desteklendiğinde, uygulamada çoğunlukla kabul edilmektedir.

Boşanma Davası Devam Ederken Açılabilecek Ek Boşanma Davaları

Eşler arasında açılmış bir boşanma davası devam ederken, süreç içinde yeni olayların meydana gelmesi veya daha önce yaşanmış ancak sonradan öğrenilen vakıaların ortaya çıkması hâlinde, mevcut davadan bağımsız olarak ek boşanma davalarının açılması gerekebilir. Bu tür davalar, boşanmanın hukuki dayanağını güçlendirebildiği gibi, kusur değerlendirmesini ve buna bağlı olarak nafaka, tazminat ve mal rejimi tasfiyesi gibi sonuçları da doğrudan etkileyebilir.

Ancak uygulamada ek boşanma davalarının açılması, çoğu zaman yargılama süresini uzatır. Her yeni dava; dilekçe teatisi, ön inceleme aşaması, delil ve tanık süreci gibi ayrı bir yargılama safhasını beraberinde getirir. Bu nedenle, ek dava açılması her dosyada otomatik olarak tercih edilmesi gereken bir yol değildir.

Buna karşılık, zina, hayata kast, fiili ayrılık gibi özel ve güçlü boşanma nedenlerinin somut delillerle ortaya konulabildiği durumlarda, açılan ek davalar boşanma sürecini daha sağlam bir hukuki zemine oturtabilir. Bu tür davalar, yalnızca boşanma kararının verilmesini kolaylaştırmakla kalmaz; aynı zamanda kusur oranının belirlenmesi aşamasında taraflardan biri lehine önemli avantajlar sağlayabilir.

Dolayısıyla, boşanma davası devam ederken ek dava açılması; süreci uzatma riski ile sağlanabilecek hukuki avantajların birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Bu dengenin doğru kurulamadığı hâllerde, açılan ek davalar beklenen faydayı sağlamadığı gibi süreci gereksiz yere yıpratıcı hâle de getirebilir.

1. Devam Eden Davadan Bağımsız Olarak Açılan Zina Nedeniyle Boşanma Davası

Evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin zina (aldatma) fiilinde bulunduğunun somut delillerle ortaya çıkması hâlinde, hâlihazırda yürüyen boşanma davasından bağımsız olarak zina nedenine dayalı yeni bir boşanma davası açılabilir. Zina, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen özel boşanma nedenlerinden biridir ve ispatlandığında boşanma kararının verilmesi ihtimali oldukça yüksektir.

Zina nedeniyle açılan boşanma davaları yalnızca boşanma sonucunu etkilemekle kalmaz; kusur değerlendirmesi bakımından da büyük önem taşır. Zina fiilinin ispatlanması hâlinde, kusurlu eş aleyhine maddi ve manevi tazminat, nafaka ve özellikle mal rejimi tasfiyesi aşamasında diğer eş lehine daha avantajlı sonuçlar doğabilir.

Ancak bu davalarda ispat yükü ağırdır. Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi ve doğru zamanda dava konusu yapılması büyük önem taşır. Aksi hâlde açılan ek dava, süreci uzatmak dışında bir fayda sağlamayabilir.

2. Daha Önce Açılıp Reddedilen Davalardan Sonra Fiili Ayrılığa Dayalı Boşanma Davası

Eşlerden biri tarafından daha önce açılan boşanma davasının reddedilmesi ve bu kararın kesinleşmesinden itibaren en az bir yıl boyunca tarafların fiilen ayrı yaşamaya devam etmesi hâlinde, fiili ayrılığa dayalı yeni bir boşanma davası açılabilir.

Bu dava türünde, mahkeme evlilik birliğinin yeniden kurulup kurulamadığına bakar. Bir yıllık fiili ayrılık süresi sonunda taraflar ortak hayatı yeniden tesis edememişse, boşanma kararı verilmesi uygulamada neredeyse kesin hâle gelir. Bu yönüyle fiili ayrılığa dayalı boşanma davaları, uzun süredir ayrı yaşayan ancak önceki davaları reddedilmiş eşler açısından en net ve kesin çözüm yollarından biridir.

Bu davada kusur tartışması çoğu zaman ikinci planda kalır. Asıl belirleyici unsur, tarafların fiilen ayrı yaşadığı sürenin ispatlanmasıdır.

3. Hayata Kast Nedeniyle Boşanma Davası

Eşlerden birinin diğerinin yaşamına yönelik ciddi ve bilinçli bir zarar verme kastı taşıyan eylemlerde bulunması hâlinde, hayata kast nedeniyle boşanma davası açılabilir. Hayata kast da zina gibi özel boşanma sebepleri arasında yer alır ve ispatlandığında boşanma kararının hızlı şekilde verilmesine imkân tanır.

Bu tür davalarda, eylemin ağırlığı ve ciddiyeti hâkimin takdirini doğrudan etkiler. Fiziksel saldırılar, ölüm tehdidi, ağır şiddet eylemleri ve benzeri fiiller hayata kast kapsamında değerlendirilebilir.

Hayata kast nedeniyle açılan boşanma davaları, kusur oranının belirlenmesinde kusurlu eş aleyhine güçlü sonuçlar doğurur. Bu durum, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yanı sıra mal rejimi tasfiyesi sürecinde de diğer eş lehine önemli avantajlar sağlayabilir.

4. Boşanma Davası Devam Ederken Ortaya Çıkan Yeni Olaylara Dayalı Yeni Boşanma Davaları

Devam eden bir boşanma davası sürecinde, eşler arasında yeni olaylar yaşanması mümkündür. Bu yeni vakıalar, boşanma sebebi oluşturacak ağırlıkta ise, mevcut davadan bağımsız olarak yeni bir boşanma davası açılması mümkündür.

Örneğin; boşanma davası devam ederken fiziksel şiddet uygulanması, yeni bir sadakatsizlik ilişkisinin ortaya çıkması veya ağır hakaret ve tehditlerin yaşanması gibi durumlar yeni bir boşanma sebebi teşkil edebilir. Bu hâllerde, yeni vakıalara dayalı olarak açılan dava, mevcut boşanma davası ile birleştirme talebi ile birlikte yürütülebilir.

Bu tür davalar süreci uzatabilmekle birlikte, özellikle yeni olayların ağırlığı ve ispat gücü yüksekse, boşanma kararının dayanağını güçlendirebilir ve kusur değerlendirmesi açısından ciddi avantaj sağlayabilir.

Boşanma davası devam ederken açılan ek davalar çoğu zaman hukuki sürecin uzamasına neden olur. Ancak fiili ayrılık, zina veya hayata kast gibi ağır ve kesin boşanma nedenlerine dayanılıyorsa, boşanma kararı garantilenebilir.

İlginizi çekebilir:  Büyükanne dede hala teyze velayet alabilir mi?

Süreci uzatmak suretiyle yapılandıran ve boşanmayı ağırdan almak isteyen kişilerce de ek davalar açılmaktadır. Açılan her ek dava için yine karşı dava açma hakkı ve dilekçe teatisi süreci, ön inceleme duruşması ve davaların birleştirilmesi süreci olacaktır.

Bu tür durumlarda sürecin doğru şekilde yürütülmesi, delil toplanması ve dava stratejisinin dikkatli belirlenmesi büyük önem taşır. Boşanma davaları karmaşık bir yapıya sahip olduğundan, alanında deneyimli bir boşanma avukatından profesyonel destek almak en sağlıklı yoldur.

Boşanma ile Aynı Anda Açılması Uygulamada Sıklıkla Tercih Edilen Diğer Davalar

Boşanma davası, çoğu dosyada eşler arasındaki hukuki uyuşmazlığın yalnızca başlangıç noktasıdır. Özellikle malvarlığına ilişkin talepler açısından, boşanma ile eş zamanlı olarak açılması alışkanlık hâline gelmiş bazı davalar bulunmaktadır. Bu davalar, boşanma davasından ayrı açılmakla birlikte, fiilen aynı süreçte yürütülür ve çoğu zaman boşanma davasının sonucuyla doğrudan bağlantılıdır.

Ziynet Eşyası (Altın) Davası

Ziynet eşyası davaları, düğün sırasında veya evlilik süresince kadına takılan altın ve ziynetlerin aynen iadesi, bunun mümkün olmaması hâlinde bedelinin tahsili amacıyla açılır. Uygulamada ziynet eşyalarının kadına ait olduğu kabul edilmekte olup, bu eşyaların evde, eşte veya üçüncü kişilerde bulunması sonucu değiştirmez.

Boşanma süreciyle birlikte açılan ziynet eşyası davaları, delillerin taze olduğu, tanıkların henüz ulaşılabilir olduğu dönemde açılması bakımından önem taşır. Ziynetlerin bozdurulduğu, satıldığı veya iade edilmediği durumlarda, bedel üzerinden talepte bulunulabilir.

Mal Rejiminin Tasfiyesi Davası

Evlilik birliği içinde edinilen malların paylaşımına ilişkin talepler, mal rejimi tasfiyesi davası ile ileri sürülür. Bu davada;

  • Katılma alacağı,
  • Değer artış payı,
  • Kişisel mala yapılan katkılar

gibi hesaplamalara dayalı talepler değerlendirilir.

Mal rejimi tasfiyesi davası, boşanma davasından ayrı bir dava olmakla birlikte, uygulamada sıklıkla boşanma davası ile eş zamanlı olarak açılır. Ancak bu davanın sonuçlandırılması çoğu zaman boşanma kararının kesinleşmesinden sonra mümkün olur. Bunun nedeni, mal rejiminin sona erme tarihinin boşanma kararının kesinleşme anı olmasıdır.

Bu nedenle, mal rejimi davasının boşanma ile birlikte açılması; süreci baştan planlamak, mal kaçırma ihtimaline karşı önlem almak ve zamana yayılacak hesaplamaları erkenden başlatmak açısından önemli bir stratejik adımdır.

Boşanma Davanızda Gözden Kaçan Diğer Hak Talepleri

Eşler arasında açılan boşanma davası devam ederken, ortaya çıkan yeni gelişmeler veya daha önce yaşanmış olaylar sebebiyle ek davaların açılması gerekebilir. Bu tür ek davalar, hem boşanmanın seyrini hem de mal rejimi tasfiyesi gibi sonuçları etkileyebilir. Ancak bu davaların açılması genel itibariyle süreci uzatır. Yine de bazı istisnai durumlarda bu ek davalarla boşanma sonucu daha güçlü ve avantajlı hale getirilebilir.

Kadın Müvekkillere Özel Açılabilecek Davalar ve Talepler

Boşanma sürecinde kadın müvekkiller açısından, yalnızca boşanma kararının alınması değil; kimlik, mesleki hayat, çocuklar ve günlük yaşamın devamlılığı ile ilgili pek çok özel talep de gündeme gelmektedir. Bu taleplerin doğru zamanda ileri sürülmesi, ileride telafisi güç hak kayıplarının önüne geçer.

Kızlık Soyadının Kullanımı İçin İzin Davası

Kızlık soyadının kullanımı için izin davası, boşanma davası ile aynı süreçte açılabilir. Bu dava ile, boşanma davası kesinleşene kadar kadının eşinin soyadını kullanma zorunluluğu ortadan kaldırılır.

Uygulamada bu dava çoğu zaman tek celsede karara bağlanmaktadır. Özellikle boşanma davasının karşı tarafça uzatıldığı dosyalarda; boşanma kararından önce diploma alacak, mesleki unvan kazanacak veya işyeri açacak olan kadınlar açısından büyük önem taşır. Bu dava sayesinde, soyadı değişikliğinin sürecin belirsiz bir aşamasına denk gelmesi ve kişisel ya da mesleki karmaşa yaşanması engellenir.

Çocuğun Soyadının Değiştirilmesi Davası

Boşanma davası sonucunda velayet kendisine verilen annenin, kararın kesinleşmesinden sonra çocuğun soyadının kendi soyadıyla değiştirilmesini talep etmesi mümkündür. Bu talep, boşanma davasının sonunda ileri sürülebileceği gibi, ayrı bir velayet veya soyadı değişikliği davası ile de gündeme getirilebilir.

Mahkeme, çocuğun üstün yararını esas alarak değerlendirme yapar. Özellikle anne ile çocuğun birlikte yaşaması ve sosyal çevrede soyadı uyumsuzluğunun çocuk üzerinde olumsuz etki yaratması hâllerinde talepler kabul görebilmektedir.

Boşanılan Eşin Soyadını Kullanmaya Devam Etme Talebi

Boşanma ile birlikte kadının eşinin soyadını kullanma hakkı kural olarak sona erer. Ancak haklı bir menfaatin varlığı hâlinde, kadının boşanılan eşin soyadını kullanmaya devam etmesine izin verilmesi talep edilebilir.

Bu talep; boşanma davası ile birlikte ileri sürülebileceği gibi, boşanma davasından ayrı olarak ve hatta boşanma kararının kesinleşmesinden sonra da açılabilir. Açılması için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir.

Eşinin soyadını almışken diploma alan, işyeri kuran, mesleki çevre edinen veya soyadının çocuklarının soyadı ile uyumlu olmasını isteyen kadınlar bu davayı sıklıkla açmaktadır. Talep somut gerekçelerle desteklendiğinde uygulamada çoğunlukla kabul edilmektedir.

İlginizi çekebilir:  Kayınvalidenin kötü davranışları boşanma sebebi midir?

Evde Kalan Şahsi Eşyaların İadesi Başvurusu

Boşanma sürecinde alınan uzaklaştırma veya koruma kararları nedeniyle kadının evden ayrılmak zorunda kalması hâlinde, evde kalan kişisel eşyaların iadesi için ayrıca başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru ile, kadına ait şahsi eşyaların güvenli şekilde teslimi sağlanır ve keyfi engellemelerin önüne geçilir.

Eşte Kalan Evcil Hayvanların İadesi ve Görüş Günlerinin Düzenlenmesi

Boşanma sürecinde en sık gözden kaçan konulardan biri de evcil hayvanlardır. Evcil hayvanın çip kaydı veya resmi kayıtlarının kadının üzerine olması hâlinde, mahkeme kararıyla hayvanın teslimi sağlanabilmektedir.

Ayrıca, evcil hayvanın fiilen diğer eşte kalması durumunda; hayvanın iadesi veya evcil hayvanla görüş günlerinin düzenlenmesi talep edilebilir. Uygulamada bu talepler, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte ve giderek daha fazla kabul görmektedir.

Aile Konutu İle İlgili Davalar

Aile Konutu Satıldıysa Tapunun Geri Alınması Davası

(Muvazaa Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil)

Aile konutu, diğer eşin rızası alınmaksızın üçüncü kişilere devredilmişse, bu satışa karşı tapu iptali ve tescil davası açılması mümkündür. Özellikle eşin evi boşanma sürecinde mal kaçırma amacıyla devretmesi hâlinde, muvazaa iddiasına dayalı olarak tapunun iptali talep edilebilir.

Bu davalarda, satışın gerçek bir iradeye dayanmadığı, bedelin ödenmediği veya satışın sadece alacaklardan kaçmak amacıyla yapıldığı ispatlandığında, tapu işlemi iptal edilerek taşınmaz yeniden eski hâline döndürülebilir.

Burada tapu eşe geri gelir ve tedbir konularak boşanmaya dayalı hakların tahsili sağlanır.

Aile Konutunun Eşin Rızası Olmadan Satılması Nedeniyle Tapu İptali

Aile konutu, tapuda malik olan eş tarafından dahi diğer eşin açık rızası olmaksızın satılamaz veya devredilemez. Eşin rızası alınmadan yapılan satış işlemleri, Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesine aykırılık teşkil eder.

Bu durumda, satış işleminin geçersizliği ileri sürülerek tapu iptali ve tescil davası açılması mümkündür. Davada, taşınmazın aile konutu niteliği taşıdığı ve satış sırasında diğer eşin açık rızasının bulunmadığı ispatlandığında, tapu kaydı iptal edilerek taşınmaz eski malik eş adına yeniden tescil edilebilir.

Bu yol, özellikle boşanma sürecinde eşin tek taraflı tasarruflarıyla konutun elden çıkarılmasının önüne geçmek amacıyla uygulamada sıklıkla başvurulan etkili bir hukuki koruma mekanizmasıdır.

Aile Konutu Kiralıksa, Kadının Kiracı Olarak Devam Edebilmesi İçin İhtar

Aile konutu kiralık ise ve kira sözleşmesi yalnızca eşlerden biri adına düzenlenmişse, boşanma sürecinde diğer eşin konutta kalmaya devam edebilmesi için kiraya verene ihtar gönderilmesi gerekir.

Bu ihtar ile, kadının kira sözleşmesinin tarafı olmak istediği açıkça bildirilir. Mahkeme kararı veya usulüne uygun ihtar ile birlikte, kadın doğrudan kiracı sıfatı kazanabilir ve eşin sözleşmeden çekilmesi hâlinde dahi konutta kalmaya devam edebilir.

Bu başvuru, özellikle çocuklu dosyalarda ve kadının konuttan çıkarılma riski bulunduğu durumlarda önemli bir koruma sağlar.

Aile Konutu Şerhi Konulması Davası

Aile konutu şerhi konulması davası, eşlerin birlikte yaşadığı konutun tapu kaydına aile konutu şerhi işlenmesini sağlamak amacıyla açılır. Bu şerh sayesinde, tapuda malik olan eş, diğer eşin açık rızası olmadan taşınmazı satamaz, devredemez veya üzerinde ipotek gibi ayni haklar tesis edemez.

Tapuda Aile Konutu Şerhi Koydurmak İçin Gerekenler

  • Taşınmazın aile konutu olduğuna dair ikametgâh belgesi
  • Vukuatlı nüfus kaydı (barkodlu)
  • Tapu bilgileri (ada, parsel / tapu senedi)

Bu belgelerle tapu müdürlüğüne başvurularak aile konutu şerhi koydurulabilir. Şerh için diğer eşin rızası aranmaz.


Aile konutu şerhi konulması tapuda beyanla yapılsa da bazı durumlarda dava yoluyla yapılması gerekir.

Aile konutu şerhi, boşanma davası açılmadan önce, boşanma davası devam ederken ya da evlilik birliği fiilen sona ermiş olsa dahi talep edilebilir. Şerh verilmesi için taşınmazın aile konutu niteliğinde olduğunun ispatlanması yeterlidir; tapuda kimin adına kayıtlı olduğu tek başına belirleyici değildir.

Bu dava, özellikle boşanma sürecinde mal kaçırma riskinin bulunduğu dosyalarda, konutun hukuki güvence altına alınmasını sağlayan en etkili ve hızlı koruma yollarından biridir.

Diğer Destekleyici Hukuki İşlemler

Boşanma sürecinde açılan ana davalar dışında, tarafların güvenliğini, ekonomik düzenini ve günlük yaşamını doğrudan etkileyen bazı destekleyici hukuki işlemler de büyük önem taşır. Bu işlemler çoğu zaman boşanma davasının sonucunu etkilemez; ancak sürecin daha sağlıklı ve kontrollü yürütülmesini sağlar.

Memur Müvekkiller İçin Yer Değişikliği (Tayin) Talepleri

Boşanma veya şiddet süreci nedeniyle bulunduğu yerde kalması sakıncalı hâle gelen memur müvekkiller, mahkeme kararı veya koruma tedbirleri doğrultusunda yer değişikliği (tayin) talebinde bulunabilir. Bu talepler, özellikle 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen koruma kararları ile birlikte değerlendirildiğinde idare tarafından öncelikli olarak ele alınmaktadır.

Kök Ailenin Boşanılan Eşe Verdiği Borçların Tahsili

Evlilik sürecinde, kadının veya erkeğin kök ailesi tarafından eşe ya da çiftlere verilen borçlar boşanma aşamasında sıklıkla uyuşmazlık konusu hâline gelir. Bu borçların hibe değil borç olduğunun ispatlanması hâlinde, kayınpeder veya kayınvalideye karşı alacak davası açılması mümkündür.

Boşanmadan Sonra Açılabilecek Davalar

Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte taraflar arasındaki tüm hukuki uyuşmazlıklar her zaman sona ermez. Özellikle çocuklar, kişisel statü ve yaşam düzenine ilişkin bazı konular, boşanmadan sonra ayrıca dava konusu yapılabilir.

İddet Müddetinin Kaldırılması Davası

Boşanan kadın için kanunen öngörülen iddet müddeti (300 gün), mahkeme kararı ile kaldırılabilir. Kadının hamile olmadığının resmi sağlık raporu ile ispatlanması hâlinde, iddet müddetinin kaldırılmasına karar verilir. Bu dava, özellikle yeniden evlenmek isteyen kadınlar açısından pratik ve hızlı bir çözümdür.

Ortak Velayetin Kaldırılması veya Velayetin Değiştirilmesi Davası

Boşanma kararında hükmedilen ortak velayet veya tek taraflı velayet düzenlemesi, şartların değişmesi hâlinde yeniden dava konusu edilebilir. Çocuğun üstün yararını olumsuz etkileyen durumların ortaya çıkması hâlinde, ortak velayetin kaldırılması veya velayetin diğer ebeveyne verilmesi talep edilebilir.

Görüş Günlerinin Düzenlenmesi Davası

Boşanma sonrası çocuğun ebeveynle kurduğu kişisel ilişkinin sağlıklı yürütülememesi hâlinde, mevcut görüş günlerinin yeniden düzenlenmesi istenebilir. Görüş günlerine uyulmaması, çocuğun gelişimini olumsuz etkilemesi veya uygulamada aksaklık yaşanması bu davanın açılmasına gerekçe oluşturur.

Kayınvalide ve Kayınpederin Çocuk İçin Görüş Günü Davası

Kayınvalide ve kayınpeder de torunlarıyla kendi çocuklarının görüş gününde görüşemiyorlarsa, kişisel ilişki kurulması için mahkemeye başvurabilir. Bu talepler, ebeveynler arasındaki anlaşmazlıktan bağımsız olarak değerlendirilir ve çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimi esas alınır.

Çocuğun Yerleşim Yerinin Değiştirilmesi Davası

Velayet hakkına sahip ebeveyn,çocuğu ahangi ilde isterse orada yaşatır ancak çocuğun ülkesini değiştirmek istemesi hâlinde; diğer ebeveynin rızası bulunmuyorsa mahkeme izni alınması gerekir.

Mahkeme, çocuğun eğitim, sosyal çevre ve gelişim koşullarını değerlendirerek karar verir. Ebeveynlerden birinin muvafakat vermemesi ülke değişikliğini tek başına engellemez; ancak mutlaka yargı kararı gerekir.

Değerlendirme

Paylaş:

Daha Fazla Yazı

Narsist Eşten Nasıl Boşanılır?

Eşimin Narsist Olduğunu Öğrendim! Son dönemlerde psikolog seanslarında, danışanların eşlerinin kendilerine yönelik davranışlarını anlatmaları üzerine “eşiniz narsist” şeklinde teşhis konulmasıyla

Devamı»

İKAME ARAÇ BEDELİ

İKAME ARAÇ NE DEMEK? İkame araç, yaşanılan kaza veya arıza nedeniyle mevcut olanın yerine tahsis edilen araç anlamına gelmektedir. Kasko

Devamı»

Mesaj Gönderin

Whatsapp danışma için tıklayın