Muris Muvazaası Nedir?
“Muris Muvazaası”, miras bırakan kişinin, bir kısım veya bütün malvarlığını ölmeden önce mirasçılarından mal kaçırmak maksadıyla devir, satış veya bağış yapmasına denir. Muvazaa, danışıklı işlem anlamında kullanılır. Kişi bir işlemi yaparkenki gerçek iradesini saklayarak aslında görünürdekinden farklı bir sonuç hedefler. “Muris” ise miras bırakan kişiye denir. Kişi öldükten sonra malvarlığı ve borçları, murisin terekesini oluşturur.
Mirasçılar reddi miras yoluna gitmemeleri halinde murisin mal varlığı ve borçlarını miras olarak devralır. Ancak muris, ölmeden belirli bir süre önce, kendi adına kayıtlı olan ev veya arsa gibi taşınmazları ya da başkaca malvarlığı değerini başkası üzerine devretmiş, satmış, bağışlamış veya hibe etmiş olabilir. Bu tarz işlemler mirasçılar nezdinde şüpheli işlemlerdir. Zira amaç kişilerden mal kaçırmak olabilir.
Örneğin kişi, sırf mal kaçırmak maksadıyla, çocuklarından birine tapuda satış yaparak devrettiği taşınmazı aslında o çocuğuna bağışlamış ve karşılığında da hiçbir ödeme almamış olabilir. Bu örnekteki hukuki işlem, yani satış işlemi, gerçek anlamda bir satış işlemi değil, gizli bir bağış işlemidir. Buradaki amaç mirasçıların bir kısmından yada tamamından mal kaçırmaktır. Hal böyleyken, mirasçıların haklarını alabilmeleri için muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açmaları mümkündür.
Miras Habersiz Satılırsa Hak İddia Edilebilir Mi?
Evet, muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları tam olarak bu sorunu çözer. Kişi, mirasçı sıfatıyla hakkının ihlal edildiğini düşünüyorsa ve muris muvazaası davasının şartları varsa, murisin habersizce gerçekleştirdiği satış, devir, bağış gibi işlemlere karşı dava hakkına sahiptir.
Muris Muvazaasının Kanuni Dayanağı
6098 sayılı Borçlar Kanunu‘nun 19. maddesinde muvazaalı işlemler düzenlenmiştir. Buna göre, herhangi bir sözleşmenin türü ve içeriği tespit edilirken yazılı ifadelerden ziyade tarafların gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Çoğunlukla da mal kaçırma iddiası murisin ölmeden önce devrettiği taşınmazlara ilişkindir. Tapudaki taşınmaz satış sözleşmesi, bağış sözleşmesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesi bu kapsamda değerlendirilir.
Hangi Durumlarda Muris Muvazaasından Söz Edilir?
Muris muvazaasının varlığı Yargıtay’ın belirlediği kriterlere bakılarak belirlenir. Bu davada yalnızca tapuya kayıtlı taşınmazlara odaklı ilerleyen bir dava türüdür. Dolayısıyla, dava konusu esasen muris tarafından bir başkasına, mirasçılarından veya terekeden mal kaçırmak maksadıyla devredilen arsa, tarla, ev, dükkan vb. taşınmazlardır. Muris muvazaasının varlığından söz edebilmek için devir işleminin muvazaalı olabileceği ön kanaatinin bulunması gerekir.
Mesela murisin ölümünden önce kıymetli bir taşınmazını çocuklarından biri üzerine satış yoluyla devretmiş olması ön kanaat anlamında muris muvazaası şüphesi yaratmaktadır. Ancak yargılama esnasında ortaya çıkacak başka delil ve bulgular, muris muvazaasının ispat edilemediği sonucunu da doğurabilir.
Yargıtay’ın 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı’nda, muris muvazaasına dayalı dava açablmek için aranacak bazı kriterler ortaya koyulmuştur. Buna göre murisin, tapuda kayıtlı olan bir taşınmazına ilişkin olarak, mirasçılardan veya terekeden mal kaçırmak maksadıyla, gerçekte bağış yapmayı arzuladığı ancak görünürde bir satış işlemi gerçekleştirmesi halinde, hakkı çiğnenen bütün mirasçlılar muris muvazaasına dayalı dava açabilecektir. Zira bağış sözleşmesinin şekli olarak düzenleme şartı bulunmaktadır.
Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı’ndan anlaşılacağı üzere gerçekte muris ile lehine devir yapılan kişi arasında muvazaa anlaşması bulunmaktadır. Bu anlaşma, görünürdeki işlemin, örneğin taşınmaz satış işleminin sonuç doğurmayacağı yönünde bir anlaşmadır. Bu sebepledir ki çoğunlukla murise taşınmazın bedelinin ödendiği ispat edilemez. Çünkü esas irade gizli işleme yani bağış akdinde yöneliktir.
Hangi Haller Muris Muvazaasına Girmez?
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarının konusu tapuya kayıtlı taşınmazlar ve muvazaalı devir işlemidir. Doğal bir sonucu olarak, tapusuz taşınmazların muris tarafından muvazaalı şekilde devredildiği iddiası işbu davada dinlenmez. Bir durumun muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davasının konusuna girmemesi, genel dava hakkına konu edilmesine engel teşkil etmez.
Taşınır Mallar Bakımından Muris Muvazaası
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 763. maddesine göre taşınır malların mülkiyeti, taşınmazlardan farklı olarak “zilyetliğin devri” ile gerçekleşir. Yani, bir taşınmazın satışı için tapuda resmi işlem yapmak gerekirken; bir cep telefonun devrinde zilyetliğin devri yeterli olacaktır. Taşınırlarda taşınmazlardan farklı olarak bağış sözleşmesinin şekil şartı bulunmamaktadır. Oysa taşınmaz bağış işlemi ancak resmi senetle gerçekleştirilir. Hal böyleyken, muris mal kaçırmak maksadıyla taşınır malı gerçekte bağış iradesiyle görünürde satış işlemiyle devrettiğinde dahi taşınır mallarda bağış sözleşmesinin şekli şartı bulunmadığından bağış sözleşmesi geçerliliği korur. Dolayısıyla, murisin taşınır mallara ilişkin olarak gerçekleştirdiği tasarruflar, muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davasının konusuna girmez.
Tapusuz Taşınmazlarda Muris Muvazaası
Tapusuz taşınmazların devrine ilişkin herhangi bir sözleşme şekil şartı bulunmamaktadır. Dolayısıyla burada da devir zilyetliğin devri ile gerçekleşir. Bunun sonucu olarak da tapusuz taşınmazların devri, muris muvazaasından kaynaklı tapu iptal ve tescil davasının konusunu oluşturmaz.
Vasiyetname Yoluyla Yapılan Kazandırmalarda Muris Muvazaası
Kişi, tek taraflı iradesiyle vasiyetname düzenleyebilir ve başkaları yararına çeşitli kazandırmalarda bulunabilir. Dolayısıyla bu yol ile gerçekleştirilen kazandırmalar bakımından muris muvazaası iddiası ortaya koyulamaz. Ancak kişilerin genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır.
Bağış Sözleşmesi ve Muris Muvazaası
Murisin bağışlama iradesiyle bu sözleşmeyi gerçekleştirmesi halinde mirasçıların muvazaaya dayalı dava açması mümkün olmayacaktır. Ancak mirasçıların mirasın dağılımı anlamında tenkis talebinde bulunma hakkı saklıdır.
Murisin 3. Kişi Adına Taşınmaz Tescil Ettirmesi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1994/1-248 E., 1994/538 K. sayılı ve 21/09/1994 tarihli kararına göre muris, üçüncü kişi yararına parasını ödediği bir taşınmazı üçüncü kişinin adına tescil ettirirse işbu mesele muris muvazaasının konusuna girmez.
Mirasçılardan Biri Tek Başına Dava Açabilir Mi?
Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasını, saklı pay sahibi olsun olmasın bütün mirasçılar açabilirler. Ek olarak yasal mirasçılar, atan mirasçılar ve hatta evlatlıklar da bu kapsamda dava açma hakkına sahiptir.
Muris Muvazaası Nasıl İspat Edilir?
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında ispat yükü davacının üzerindedir. Dolayısıyla, davayı açan tarafın, yapılan devir işlemi yönünden ortada muris muvazaası olduğunu ve mal kaçırma amacını ispat etmesi gerekir. Muris muvazaasının ispatı yönünden kanunen belirlenmiş kriterler bulunmamaktadır. Bu konuya daha çok içtihatlar yön vermektedir. Sayılan hiçbir kriter tek başına yeterli olmayıp dava sonucunu takdir anlamında ayrı ayrı etkileri vardır. Belirtilmelidir ki, muris muvazaası her türlü deliller ispat olunabilir. Bunun sonucu olarak da davalı tarafın da her türlü delile dayanarak kendi iddialarını ispat hakkı bulunmaktadır.
Aşağıda sayılan kriterler sınırlı olmayıp, Yargıtay kararlarında yer alan değerlendirmelerden alınmıştır.
Muris Tarafından Devredilen Taşınmazın Satış Bedelinin Düşük Olması
Murisin vefatından önce gerçekleştirilen taşınmaz satış işleminde taşınmazın değeri düşük gösterilmişse bu durum muris muvazaasının varlığına işaret edebilir. Ancak Yargıtay kriterlerince de sabit olduğu üzere, fiyat düşüklüğü tek başına bir anlam taşımamaktadır. Bu noktada taşınmazın devir anındaki rayiç değeri kriterin sağlanıp sağlanmadığına ışık tutacaktır.
Satış Yoluyla Devredilen Taşınmazın Bedelinin Ödenmesi
Muris, satış yoluyla bir taşınmazı devrettiğinde, gerçek iradenin gizliden bir bağış olup olmadığının tespiti önem arz eder. Bu noktada, murisin gerçekleştirdiği satış karşılığında olağan olan, alıcının taşınmaz bedelini ödemesidir. Eğer bu ödeme gerçekleştiyse ve ispat olunabiliyorsa, o halde muris muvazaasının olmadığına yönelik bir değerlendirme yapılacaktır. Ancak yukarıda belirtildiği üzere, bu hususta kriterlerin her biri ayrı ayrı öneme sahiptir. Bir tanesinin varlığı yetmeyeceği gibi hepsine de ihtiyaç yoktur.
Murisin Adına Kayıtlı Bütün Taşınmazları Devretmesi
Bazı durumlarda muris, adına kayıtlı bütün taşınmazları devretmektedir. Bu durum, muris muvazaasının varlığı konusunda önemli bir kriterdir. Zira mahkemece murisin neden bütün taşınmazlarını sattığı sorgulanacaktır. Bu sorgulama da bir başka kriteri doğurmaktadır: Murisin Taşınmaz Devrine İhtiyacı Olup Olmadığı.
Murisin Taşınmaz Devrine İhtiyacının Olup Olmadığı
Elbette, mülkiyet hakkının bir gereği olarak kişiler adlarına kayıtlı taşınmazları çeşitli sebeplerle devredebilirler. Özellikle muris yönünden yapılacak inceleme ise murisin bu tarz bir devre ihtiyacının olup olmadığı konusuna yönelecektir. Eğer murisin paraya ihtiyacı varsa ve taşınmaz satışıyla bu ihtiyacını gidermişse, bu durumun ispatlandığı ihtimalde işlemin muvazaalı olduğunu söylemek mümkün olmayacaktır. Benzeri şekilde, doğrudan borcu olmasa bile paraya ihtiyaç duyması da önem arz eder. Ancak bu durum ispatlanamıyorsa bile tek başına bir sonuç doğurmayacaktır.
Davalının Ekonomik Durumu
Mahkemece gerçekleştirilen bir başka değerlendirme ise davalı tarafın söz konusu taşınmazı devir tarihinde satın alabilecek ekonomik duruma sahip olup olmadığı üzerinedir. Eğer davalının çalışkan biri olduğu; esas işine ek olarak başkaca yan işler yaptığı ve yan gelire sahip olduğu; malvarlığı anlamında mali durumunun iyi olduğu ispat olunabiliyorsa, bu durum muris muvazaasının olmadığına işaret eder.
Davalının Murise Özel İlgi ve Bakımda Bulunması
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03/05/2019 tarihli ve 2017/1263 Esas, 2019/603 Karar sayılı kararına göre, eğer murisin normal sınırların ötesinde bir bakıma ihtiyacı varsa, davalı çocuğun bu bakımı gerçekleştiren kişi olması halinde, bakımının karşılığı olarak bir semen talep hakkı doğar. Bu halde temlik işleminin muriste oluşan minnet duygusunun bir karşılığı olarak gerçekleştirildiği sonucuna varılabilir.
Muris Muvazaası Davasına Zamanaşımı Süresi Var Mıdır?
Tapu iptal ve tescil davalarında çeşitli zamanaşımı süreleri öngörülse de muris muvazaası kaynaklı davada herhangi bir zamanaşımı olmayacağı kabul edilmiştir.
Yazan: Avukat Enes BAKİ

