Türkiye’de aynı cinsiyetteki kişilerin evlenmesi mümkün olmadığından eşcinsel kişiler nikah yapamamakta,sevdikleri hayat arkadaşları ile aynı soyadını paylaşamamakta ve bribirlerine mirasçı olamamaktadır. Türk Medeni Kanunu ve ilgili mevzuat, evliliği “erkek ve kadın arasında bir birliktelik” olarak tanımlar. Bu nedenle, aynı cinsiyetteki çiftlerin evlilik kaydı yapılmaz ve devlet tarafından tanınmaz.
Bu durumun sonuçları şunlardır:
- Birlikte yaşama hakkı resmi statüye dönüşmez
- Soyadı paylaşımı ve miras hakları yoktur
- Eş statüsüne bağlı sosyal haklar (SGK, vergi vb.) tanınmaz
Başka Ülkelerde Evlenen Eşcinsel Çiftler Evliliklerini Türkiye’de Tanıtabilir mi?
Hayır. Yurt dışında evlilik yapsanız bile, Türkiye’de bu evlilikler tanınmaz. Türkiye kendi hukuk sistemi içinde bunu aile hukuku kapsamında değerlendirmez ve resmi olarak kayıt etmez.
Yurt Dışında Evlenen Eşcinsel Kişiler Türkiye’de Birbirlerine Mirasçı Olabilir mi?
Hayır. Bu evlilik Türkiye’de tanınmayacağından Türkiye’deki mallar bakımından mirasçı olmaz. Mesela Fransa’da evlenen eşcinsel erkeğin kocası Türkiye’deki mallar bakımından miras payı talep edemez.
Başka Ülkede Boşanan Eşcinsel Çiftler Boşanmaya Dayalı Nafaka Tazminat Mal Paylaşımı Velayet Kararlarını Türkiye’de Tanıtıp Uygulatabilir mi?
Türk hukuk düzenine ve kamu düzenine aykırı olmadığı denetlenmek kaydıyla nafaka, velayet, tazminat, mal paylaşımı kararları Türkiye’de uygulanabilecektir.
Türkiye’de Evlilik Nedeniyle Oturma İzni Alabilir mi?
Aile ikamet izni alınması mümkün değildir çünkü “eş” tanımı yalnızca heteroseksüel nikâhla mümkündür. Bu nedenle çiftler genellikle turistik oturma izni, uzun dönem ya da çalışma izni gibi farklı başvurularla birlikte yaşamak durumundadır.
Türkiye’de Evlenmek İsteyen Eşcinsel Çiftler Ne Şekilde Hayat Ortaklığı Kurabilir
Evlat edinme yoluyla
Bu güne kadar eşcinsel kişiler birbirlerini evlat edinmek suretiyle hayat ortaklığı kurabilmiştir.

Birbirlerinin evlat edinmek isteyen eşcinsel çift için tek kriter yaş sınırıdır. Evlatlık ile evlat edinen arasında 18 yaş bulunması gerekmektedir. Evlat edinilecek kişinin çocuk olması veya küçük olması gerekmez.
Evlat edinme sayesinde kişiler birbirlerine mirasçı olabilecek ve birbirlerinin soyadınız alabilecektir. Birbirinin SGK gibi sosyal güvencesinden yararlanabilecektir.
Tek sorun bu çift ayrılmak istediğinde evlat edinme ilişkisinin kaldırılmasının hayli zor olmasıdır. Teknik hukuki nedenlerle yaş dengesinin sıkıntılı olduğu bu ilşkinin sonsuza dek sürüp sürmeyeceğini tarafların değerlendirmesi gerekmektedir.
Vasiyet yapma yoluyla
Taraflar birbirleri lehine vasiyet yapabilir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapabilir. Taraflar saklı paylı mirasçıları(anne baba eş çocuk) yoksa istadikleri şekilde vasiyet yapabilirler. Mirasçıları, vasiyet yaparken kişinin fiil ehliyeti yerindeyse bu vasiyeti bozamazlar.
Vasiyet yapma yoluyla hayat ortaklığı kurmak isteyen kişilerin soyadları değişmez, birbirlerinin SGK haklarından yararlanamazlar. Vasiyetten dönülebilir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinden de bakım verilmemesi koşuluyla dava yoluyla dönülebilir.
Soyadı değiştirme davası açma yoluyla
Taraflar soyadı değiştirme davası açma süretiyle birbirlerinin soyadına geçebilir veya ortak bambaşka bir soyadı alabilirler. Bu işlem dava yoluyla olur. Soyadı değiştikten sonra yine bir dava ile eski soyadına dönülebilir veya başka soyadı alınabilir. Soyadı değişen erkeğin çocukları varsa onların da soyadı değişir bu nedenle dava açmadan önce çocuklara da danışılması yerinde olur.
Soyadı birliği kurulunca taraflar birbirine mirasçı olmaz, birbirinin SGK’sından yararlanmaz.
Eşcinsel kişiler evlat edinebilir mi?
Yurttan çocuk alırken bu husus değerlendirmeye takılabilir. Yurttan çocuk almak mümkün olmayabilir.
Aile yanından çocuk alırken bakım ve gözetim sürelerinin doldurulması halinde, açılacak evlat edinme davasında da pedagog raporunun olumlu gelmesi halinde evlat edinme gerçekleşecektir.
Eşcinsel Birlikteliklerde Sadakatsizlik Halinde Mahkemede Hak Aranabilir mi?
Türkiye’de sadakatsizlik nedeniyle tazminat talep edilebilmesi, yalnızca resmî nikâhın varlığı hâlinde mümkündür. Hukuken evlilik birliği kurulmamışsa, taraflar arasında sadakat yükümlülüğünden söz edilemez. Bu nedenle imam nikâhı ile birlikte yaşama, fiilî birliktelik, kuma olarak evliliğe dâhil olma ya da uzun süreli birliktelikler, mahkemeler nezdinde evlilik olarak kabul edilmez.
Resmî nikâh bulunmadığı sürece, sadakatsizlik gerekçesiyle boşanma davası açılması, maddi veya manevi tazminat talep edilmesi mümkün değildir. Çünkü sadakat yükümlülüğü, yalnızca evlilik birliği içinde doğan bir yükümlülüktür. Nikâhsız birlikteliklerde, “güven sarsıcı davranış” gerekçesiyle evliliğe dayalı hakların talep edilmesi hukuken karşılık bulmaz.
Ancak bu durum, nikâhsız birlikteliklerde hiçbir hukuki hak aranamayacağı anlamına da gelmez. Hakaret, darp, tehdit, dolandırıcılık, hırsızlık gibi eylemler; evlilik bağı olsun ya da olmasın hem ceza hukuku hem de tazminat hukuku bakımından sonuç doğurur. Bu tür fiiller söz konusuysa, taraflar birbirlerine karşı ceza davası açabileceği gibi, maddi ve manevi tazminat talebinde de bulunabilir.
Özellikle dikkat edilmesi gereken bir husus da şudur:
Evli eşler arasında hırsızlık suçu, ceza hukuku bakımından çoğu zaman cezalandırılmazken; nikâhsız birlikteliklerde aynı fiil doğrudan suç teşkil edebilir. Yani resmî evlilik, hırsızlık suçunda cezalandırılabilirliği ortadan kaldırırken; nikâhsız birlikteliklerde bu koruma söz konusu değildir.
Sonuç olarak; sadakatsizlik, güven sarsıcı davranış ve evliliğe özgü yükümlülüklerden doğan tazminat talepleri yalnızca resmî nikâhın varlığı hâlinde ileri sürülebilir. Nikâhsız birlikteliklerde ise hukuki değerlendirme, evlilik hukukuna değil; genel ceza ve tazminat hükümlerine göre yapılır.

