Samsun Miras Avukatı

Samsun Miras Avukatı Kimdir?

Miras avukatı, miras hukukundan doğan tüm uyuşmazlıklarda müvekkillerine hukuki danışmanlık iş takibi ve dava takibi hizmeti veren avukattır.

Samsun’da miras hukuku, ölümden sonra malvarlığının hukuka uygun paylaşılması, veraset ilamı alınması, vasiyetnamenin geçerliliği, tenkis davaları, reddi miras gibi karmaşık hukuki işlemleri içerir. Uzman bir Samsun miras avukatı, bu süreçte haklarınızı etkin şekilde korur ve hukuki stratejinizi belirler

Neden Uzman Miras Avukatına İhtiyacınız Var?

Miras davaları hukuki usul ve süreler açısından hassastır. Eksik belge, yanlış dilekçe veya strateji hatası hak kaybına yol açabilir. Profesyonel bir miras avukatı ile:

✔ Haklarınız etkin korunur
✔ Süreler ve işlemler doğru yürütülür
✔ Olası uyuşmazlıklar önceden çözülür

samsun miras avukatı
samsun miras avukatı ayşe deniz oral

Miras Avukatının Çalışma Konuları Nelerdir?

Vasiyetname Hazırlanması

Her ne kadar kanunda sözlü vasiyet, sulh mahkemesinde hazırlanan ve saklanan vasiyet gibi imkanlar sunulmuşsa da bunları hukuk düzleminde hayata geçirmeniz pek mümkün olmayabilir. Mesela Sulh Mahkemelerinde sözlü vasiyet tespit ettirilmesi, veya Sulh Mahkemesi’ne saklanmak üzere el yazılı vasiyet verilmesine uygulamada pek rastlayamazsınız. İşlem yapmak için mahkemeye gittiğinizde “notere git” cevabını alabilirsiniz. Kanundaki maddeleri öne sürerek Sulh Mahkemelerinde bu imkanlardan yararlanmak istediğinizde de böyle bir dava girişi yapılmadığından bahisle işleminiz alınmayabilir. Yine noterde avukata yazdırttığınız vasiyeti noterde onaylatmak istediğinizde işlem yaptıramayabilirsiniz. Nasıl evlilik sözleşmesini sizin getirmeniz halinde noter onaylamıyorsa dışarıda yazdırttığını vasiyeti de onaylamayı reddedebilir.

Bunun yanı sıra güncel olarak kimi noterlerin düzenleme şeklinde vasiyet yapmayı reddettiğini dahi görmeteyiz. Üst mahkeme kararlarındaki tutarsızlıklar nedeniyle vasiyet geçersiz kılındığında tazminat sorumluluğuna girmemek adına noterlerin düzenleme şeklinde vasiyeti de yapmak istemedikleri olmaktadır.

*Noterde yapılan her vasiyet geçerli değildir.

*El yazılı vasiyetler de geçersiz olacak diye bir kural yoktur.

*Vasiyetin mahkemede 2 tanık göstererek bozdurulacağına dair de genel geçer bir uygulama yoktur.

Türk hukukunda vasiyetin doğru yapılması titizlik ister. Doğru yapıldığı takdirde de bozulması zordur. Bu nedenle muhakkak avukat yardımı alın. her ne kadar götürülen metin aynen onaylanmasa da düzenleme şeklinde vasiyeti hazırlatırken bu metni yazdırtabilirsiniz.

Vasiyetin yapıldığı gün akıl hastanesinden mümkünse heyet raporu, mümkün değilse tek hekim raporu alınması önemlidir. Hukuki işlem ile raporun aynı gün alınması önemlidir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Ölümden önce bağış veya geçerli bir satış ile de devredilmiş olsa malların mirasçılara devredilmesi hususunun bir vasiyet ile hukuki düzleme oturtulması önem taşımaktadır. Murisin son arzularının geçerli olması için birden fazla hukuki işlem ile garanti altına alınması gerekebilmektedir.

Noterde yapılacak el yazılı vasiyet metninin hazırlanması için avukat yardımı alınması yerinde olacaktır.

Tenkis Davası Açılması

Her ne kadar vasiyet geçerli de olsa saklı paylı mirasçıların saklı payına tecavüz edilmişse tenkis davası açarak hak arayabilirler. Aşırıya kaçmayan ve muvaza unsuru taşımayan ölünceye kadar bakma sözleşmesi, ispatlanabilir gerekçelere dayalı mirasçılıktan çıkarma gibi durumlarda açılan tenkis davası sonuçsuz kalabilmektedir.

Tenkis, muvazzalı işleme dayalı tazminat davası gibi davalarda, dava açan mirasçı payı oranında hak sahibi olur. Dava açmayan mirasçı para alamaz.

Tenkis için saklı pay oranları ne kadardır?

Altsoy (çocuklar) için yasal miras payının yarısı saklı paydır

Anne ve baba için yasal miras payının dörtte biri saklı paydır

Sağ kalan eş için yasal miras payının dörtte biri saklı paydır

*Eşi, çocuğu, anne babası hayatta olmayan kişiler saklı pay gözetilmeksizin vasiyetname, bağış yapabilir. Bu durumda dahi muvazaalı işlem, geçersiz vasiyet gibi bir sıkıntılı hukuki işlem ile devir yapılmışsa mirasçıları işlemin iptali içi dava açabilir.

Vasiyetnamenin iptali davası açılması

*Vasiyetin iptali davasında, mahkeme vasiyeti geçersiz sayarsa yasal mirasçılık hükümleri uygulanır.

Vasiyetnamenin iptalinde hukuki yararı bulunan kişilerden olmak gerekir. Öncelikle yasal mirasçılar sözlü vasiyetnameye itiraz edebilir. Bunlar miras bırakanın eşi, çocukları, anne-babası ve diğer yasal mirasçılarıdır. Özellikle saklı paylı mirasçılar olan altsoy (çocuklar), eş ve anne-baba, kendi saklı paylarını ihlal eden sözlü vasiyetnamelere itiraz edebilir.

Miras bırakanın daha önceki bir vasiyetnamesi varsa, bu vasiyetnamede lehine hak tanınan kişiler de sözlü vasiyetnameye itiraz edebilir. Çünkü sonraki tarihli sözlü vasiyetname önceki vasiyetnamedeki haklarını etkileyebilir. Ayrıca miras sözleşmesinde hak sahibi olanlar da sözlü vasiyetnameye itiraz edebilecek kişiler arasındadır.

İtiraz eden kişinin, vasiyetnamenin iptalinde meşru bir menfaati bulunmalı ve kanunda öngörülen iptal sebeplerinden birini ileri sürmelidir. İtiraz için açılacak iptal davası, vasiyetnamenin açılmasından itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve sürenin geçmesiyle birlikte iptal davası açma hakkı ortadan kalkar. Ancak vasiyetnamenin geçersizliği def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.

Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi davası

Her miras ortaklığı başlangıçta elbirliği mülkiyetine tabidir. Elbirliği mülkiyeti halinde ortaklar kendi hakkına isabet eden pay üzerinde serbestçe tasarruf edemez. Taşınmazlar için ortakların tamamının tapu müdürlüğünde paylı mülkiyete geçiş talep etmesi halinde elbirliği mülkiyeti müşterek mülkiyete yani paylı mülkiyete geçirilir.

Bir mirasçı tapuya kendi başına başvurarak elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesini isteyebilir. Bir mirasçı, miras ortaklığından doğan elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi isteminde bulunduğu takdirde tapu sicil müdürü, diğer mirasçılara çağrıda bulunarak belirleyeceği süre içinde varsa itirazlarını bildirmeye davet eder.
Elbirliği mülkiyetinin devamına yönelik bir itiraz ileri sürülmediği veya mirasçılardan herhangi biri belirlenen süre içinde paylaşma davası açmadığı takdirde, istem konusu taşınmaz mal üzerindeki elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete dönüştürülerek, hissedarlık esaslarına göre mirasçılar adına tapu kütüğüne tescil edilir.

Paylı mülkiyete geçildiği takdirde her hak sahibi payını satabilir.

Araç, banka hesabındaki para gibi miras mallarında böyle bir yol olmadığından paylı mülkiyete geçiş için dava açılması gerekmektedir.

Ölümün tespiti davası

Geçmişte ölmüş olup nüfusta sağ görünen atalarınız için veraset ilamı alınabilmesi için ölümün nüfusa işlenmesi gerekir. Ölümün nüfusa işlenebilmesi için nüfus müdürlüğüne dilekçe ile başvurulur. Nüfus kolluk araştırması ister şahitler dinlenir ve mezar yeri bakılır. bu şekilde ölüm nüfusa işlenir. Yeni ölümler için eğer ölümü kanıtlayan otopsi tutanağı, ölüm belgesi, hastane kayıtları gibi kesin bir delil yoksa tanıklarla ve kolluk incelemesiyle nüfus kaydı değiştirilmeyecektir. Bu durumda ölümün tespiti davası açılması gerekir.

Gaiplik davası

Ölüm tehlikesi içinde kaybolan kişi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmişse gaiplik kararı istenebilir.
Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilânla çağırır. Bu süre, ilk ilânın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır.

Hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimsenin mirasçıları veya mirasında hak sahibi olan kişiler, tereke malları kendilerine teslim edilmeden önce bu malları ileride ortaya çıkabilecek üstün hak sahiplerine veya gaibin kendisine geri vereceklerine ilişkin güvence göstermek zorundadırlar.
Bu güvence, ölüm tehlikesi içinde kaybolma durumunda beş yıl, uzun zamandan beri haber alınamama durumunda onbeş yıl ve her hâlde en çok gaibin yüz yaşına varmasına kadar geçecek süre için gösterilir.
Beş yıl, tereke mallarının tesliminden; onbeş yıl, son haber tarihinden başlayarak hesaplanır.

Ortada bulunmayan ve mirasın açıldığı anda sağ olup olmadığı ispat edilemeyen mirasçının miras payı resmen yönetilir.
Mirasın açıldığı anda ortada bulunmayanın sağ olmaması hâlinde onun miras payı kendilerine kalacak olanlar, gaipliğe ilişkin sürelere ve usule uyarak o kimsenin gaipliğine karar verilmesini ve miras payının kendilerine teslimini isteyebilirler.

Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez. Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir.

Babalık – Soybağının düzeltilmesi- Nüfus kaydının düzeltilmesi davası açılması

Bazen geçmişte babaların, dedelerin, anneanne veya babannelerin nüfusa yanlış kaydedildiğini görmekteyiz. Eğer kişinin gerçek atalarından miras kalması söz konusuysa, nüfus kaydının düzeltilmesi için davalar açılabilmektedir. Dava sonucunda davacı nüfusuna geçtiği kişinin mirasçıları arasında yer alacaktır. Eğer diğer mirasçılar nüfus kaydı düzeltilmeden miras mallarını satmışlarsa, soybağının düzeltilmesi davası sonrası davacı, tazminat davası açarak mahrum kaldığı miras oranında diğer mirasçılardan hak talep edebilecektir.

Vasiyetnamenin açılması davası

Noterde düzenleme şeklinde yapılan vasiyetname ve notere saklanması üzere teslim edilen el yazılı vasiyetname ölümden sonra Sulh Mahkemesine gönderilerek vasiyetnamenin açılması davası açtırılır ve duruşma günü verilir. Birden fazla vasiyetname yapılmışsa bu vasiyetlerin de aynı gün açılmasına gayret gösterilir. Murisin evinde veya başka yerde saklanan vasiyet de Sulh Hukuk Mahkemesi’ne teslim edilir. Duruşma günü mirasçılar gelse de gelmese de vasiyetname açılır. Vasiyetnamenin açılması ve okunması kesinleştikten sonra bazı hak düşürücü süreler işlemeye başlar. Vasiyetin iptali, tenkis davası açılması gibi davalar için 1 yıllık hak düşürücü süre vasiyetin açılması duruşması ile başlar. Duruşmaya atanan mirasçılar ile yasal mirasçılar çağırılır.

Vasiyetin açılmasında mirasçılar bulunmasa veya bulunsa dahi itiraz etmese bile 1 yıllık ve her halükarda 10 yıllık hak düşürücü süre içinde vaiyetin iptali veya tenkis davalarını açabilirler.

Vasiyetin açılması davasında vekille temsil gerekli değildir. Ancak şahsi tercihe göre avukatla temsil gerçekleştirilebilir. Vasiyetin açılması davasına tüm mirasçılara tebligat yapılmaması, tebligatların geçerli olmaması, tüm mirasçıların taraf olarak gösterilmemesi gibi sebeplerle itiraz edilebilir.

El yazılı vasiyet avukata veya başka birine emanet edilmişse bu kişinin de vasiyeti murisin ikametgahındaki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne vererek vasşiyetin açılması işlemini başlatması gerekir.

Noter ölümü nereden haber alıyor?

Resmi vasiyet yapılınca nüfus kaydına şerh düşülüyor ve ölüm nüfus dairesine bildirildiğinde ilgili notere haber veriliyor. Noter İlgili Savcılığa evrakları gönderip vasiyetin açılması işlemlerini başlattırıyor.

Akrabamız ölmeden vasiyet yapıp yapmadığını öğrenebilir miyim?

El yazılı vasiyet murisin emanet ettiği birinde duruyorsa

Vasiyet edilen mal ölümden önce satılmışsa ne olur?

Muris hayattayken vasiyet ettiği mal satılmışsa o mal bakımından vasiyet hükümsüz kalır.

Vasiyetin tenfizi davası

Vasiyet tenfiz edilmeden hüküm doğurmaz. Eğer dier mirasçılar vasiyeti gönülleri ile vasiyet edilen kişiye bırakırsa sorun kalmamaktadır. Diğer mirasçılar böyle bir girişimde bulunmazsa vasiyetin tenfizi davası açılması gerekmektedir. Vasiyet itiraza uğramadan kesinleştikten sonra bu dava açılır. Vasiyetin tenfizi miras bırakanın son ikametgahı mahkemesinde açılır. Vasiyetin geçerli olup olmadığı mahkemece incelenir. Vasiyetin iptali davası varsa bu dava bekletici mesele yapılır. Tenfiz ile birlikte tescil istendiği takdirde dava sonunda vasiyet edilen mal vasiyet alacaklısının üstüne mahkeme kararıyla geçirilir. Çekişmeli yargılama niteliği taşır. Tüm atanmış ve kanuni mirasçılara açılır. Nispi harca tabidir. Keşif yapılarak harca tabi bedel belirlenir. Bu bedel davalılara yüklenir. Eğer Vasiyete itiraz yoksa veya yasiyete itiraz ile ilgili davalar reddedilmişse vasiyetin tenfizi davası ile muhatap olmamak adına ilgili malları vasiyet alacaklısının üstüne rızaen devretmek mantıklı olacaktır. Vasiyetin tenfizi davası açmak vasiyetin öğrenilmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

Veraset ilamı alınması

Veraset ilamı mirasıların kim olduğunu gösterir resmi belgedir. Herhangi bir Sulh Mahkemesinden veya Noterlikten alınabilir. Almak için mirasçı sıfatı taşımak gerekir. Dava konusu gerektirdiği halde mahkemenin vereceği yetkiyle de herhangi bir kişi veraset ilamı alabilir. Veraset ilamı kesin değildir. Reddi miras, mirasçılıktan çıkarma gibi işlemlerle mirasçılar değişebileceğinden veraset ilamı da değişebilmektedir. Bu nedenle en güncel olan veraset ilamı en geçerli olandır.

Veraset ilamı almak için ne lazım

Veraset ilamı almak için ölümün nüfusa işlenmiş olması yeterlidir. Mirasçılar herhangi bir yer Sulh Hukuk Mahkemesi’ne veya noterliğe başvurarak veraset ilamı alabilir. Noter veraset ilamı vermiyorsa muris vasiyetname yapılmış olabilir, aile içinde biri Türk Vatandaşlığından çıkmış olabilir. Reddi miras yapmış olabilir. Bu gibi bir durumda veraset ilamının mahkemeden alınması gerekir.

Veraset ilamı almak için ölüm belgesi gerekir mi?

Ölüm nüfusa işlendikten sonra veraset ilamı almak için ölüm belgesine gerek yoktur. Veraset ilamı alındıktan sonra pek çok işlemde bu yeterlidir. Bir noter ölüm belgesi isterse başka bir notere geçitiğinizde ölüm belgesi olmadan işlem yaptırabilirsiniz.

Ölüm belgesi nerede gerekir?

Miras kalan banka hesabındaki paranın çekilmesi ve murisin kredilerinin kapatılması için gereklidir. Kredi kapatmada kredi hayat sigortası ile güvenceye alınmışsa ölüm belgesi özellikle istenir. intihar hali, sigortaya bildirilmemiş kanser, kalp hastalığı gibi hastalıklar ve corona salgın döneminde salgın nedeniyle ölümlerde sigorta tarafından kredi kapaması yapılmadığından ölm belgesindeki ölüm nedenine bakmak için özellikle ölüm belgeleri istenmiştir. Bunun haricinde tapuda intikal ve devir yapmak için veraset ilamına ölüm belgesi eklenmesine gerek yoktur.

Resmi defter tutulması

Eğer ölümden itibaren 1 ay içinde resmi defter tutulması talep edilirse borçların ve alacakların tespiti için 1 ay arayla 2 kez ilana çıkılır. Bu ilana rağmen alacağını bildirmeyen alacaklılar hak kaybına uğrayabilir. Resmi defter tutma sonucunda resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer. bu işlem tamamlanana kadar reddi miras süresi durur.

Terekenin tespiti davası açılması

Eğer murisin ne şekilde malları ve borçları olduğunu bilmiyorsanız, mirastan mal kaçırıldığını düşünüyorsanız, borçların fazla olması halinde mirası reddedecekseniz terekenin tespiti davası açmanız gerekir. Terekenin tespiti davasında mahkeme bilgi edinilmesini istediğiniz Türkiye içindeki kurum ve kuruluşlar ile yazışma yaparak gerekli bilgi ve belgeleri temin eder. Bu şekilde terekenin nelerden oluştuğunu, mal kaçırılıp kaçırılmadığını öğrenebilirsiniz.

Reddi miras davası açılması

Ölümden itibaren 3 ay içinde başvuran mirasçılar mirasın reddini talep ederse mahkeme mirasın gerçek reddini tespit eder ve ilgili yerlere bildirir. Buna mirasın gerçek reddi denir. Reddi miras yapılsa dahi murisin emekli maaşı alınmaya devam edilir.

Vasiyet le mirasçı kılınan 3. kişi de mirasın borca batık olması veya başka sebeplerle 3 aylık süre içinde reddi miras yapabilir.

Engelli aracı nedeniyle reddi miras yapılması

2025 yılı itibarıyla en çok sorulan sorulardan birisi de “akrabam adına engelli arabası aldım ve vasisi oldum. Ölümü ile birlikte tek malvarlığı bu araba olduğundan diğer mirasçılardan reddi miras yapmalarını istedim. Şu an araç üstünde daha çok mirasçı var!!”

Reddi mirasta ilk kuşak mirası reddedince miras onların çocuklarına geçer. Yani borcu da malvarlığını da reddetseniz çocuğunuzla birlikte reddi miras yapmazsanız, çocuğunuz mirasçı olur.

Engelli arabası konusunda mirası reddeden kardeşlerin çocukları varsa, kaç yaşında olurlarsa olsun miras onlara kalır. Bu nedenle reddi miras konusunda uzman miras avukatından yardım almanız gerekmektedir.

Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi davası

Eşlerden birisi ölmüşse, aile konutu niteliğindeki taşınmaz ve ev eşyaları için bir dava açarak buranın ölünceye kadar kendisine özgülenmesine karar verilmesini isteyebilir. Böylede diğer mirasçılar bu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açıp evin satışını isteyemez. Davacı eş davasında evin miras payına mahsuben veya katılma alacağına mahsuben özgülenmesini isteyebilir. Yani özgüleme bedelsiz değildir.

Katılma payı alacağı davası

Evlilik birliği içinde mal rejimi, boşanma ile biteceği gibi ölümle de bitebilir. 2002 öncesinde alınan mallar için eşlerden diğerinin geliri üstünden yaptığı katkı oranında hak talep edebiliyorsa da 2002 sonrası evlilik birliği içinde edinilen mallar içinyarı oranda diğer eşin hakkı olduğu kanunlaştırılmıştır.

Evlilikte her şeyin yarı yarıya olması otomatik olan bir şey değildir. Yani bir ev alındığında otomatikman tapuda eşlere ortak olarak tapulanmaz. Dava açıldığında da tapunun yarısı geçirilmesine değil karara yakın bir tarihte hesaplanan değer üzerinden taşınmazın değerinin yarısının ödenmesine karar verilir.

Evlilik ölümle bittiğinde alınan verase ilamında görünen paylarda eşe %50 fazla pay biçilmez. Çünkü mallardan ölen kişiye vaktiyle miras kalmış mallar olabileceği gibi evlilikten önce alınmış mallar da olabilir. Evlilik birliği içinde alınmayan mallar üstünden alacak talep edilemez.

Katılma payı alacağı da yani evliliğe dayalı mal paylaşım davası da tapu devri veya pay devri hakkı tanımadığından ve sadece parasal değer olarak alacak olarak hesaplanabildiğinden verasete göre intikaller yapıldıktan sonra alacak davası olarak açılabilir. Ölen eş mal sahibiyse ölen eşin mirasçılarına katılma payı davası açılabilir. Sağ kalan eş mal sahibiyse ölenin mirasçıları da sağ kalan eşe dava açabilir. eğer her iki eş de evlilik içinde çeşitli mallar edindilerse mirasçılar ve sağ kalan eş birbirlerine karşı davalar açabilir.

Muhtar senedi- köy senedi ile vaktiyle alınıp murisin üstüne tapulanmamış taşınmaz için tapu iptali tescil veya tazminat davası açılması

Muhtar senedi ile satılan taşınmazlar ile ilgili mirasçılar hak talep edebilir.

Muhtar senedi ile satılan ancak satın alan kişi üstüne tapulanmayan yer, satın alan kişiye teslim edilmişse,  YİBBGK., E. 1987/2 K. 1988/2 T. 30.9.1988 sayılı kararı gereğince tapu iptali tescil davası ile mirasçılara tapulanabilir.

Muhtar senedi ile satılmış ve satın alan kişi tarafından kullanılagelen taşınmaz üzerinde arsanın değerini aşan bina veya ağaç tarzı bütünleyici parçalar oluşturulmuşsa, senetle ödendiği tespit edilen para güncellenerek arsanın güncel değerinden düşer ve kalan paranın ödenmesi ile TMK 724 e göre tapu alınabilir.

Köy senedi miras paylaşım sözleşmesi niteliğinde o tarihte taşınmaz üzerindeki tüm mirasçılarla imzalanan taksim veya pay devri niteliğinde bir sözleşme ise bu sözleşme ile tapuda işlem yapılabilir. Tapu işlem yapmazsa mahkemede tapu iptali ve tescil davası açılarak tapu alınabilir.

Yukarıda saydıklarımdan hiç biri söz konusu değilse, tapu iptali tescil davası ile tapu kazanma şartları oluşmamışsa, senette yazan ve o dönemde ödenen paranın enflasyon, döviz kuru, altın kuru gibi parametrelerle günümüz parası tutarındaki değeri hesaplanarak dava açan mirasçılara ödenmesine karar verilebilir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2014/7534 E. – 2015/11661 K. Sayılı Kararına göre de Muhtar senedi harici satış sözleşmesi niteliğindedir. Senet alacaklısı satış bedeli iade edilene kadar hapis hakkına sahiptir ve taşınmazdan karşılıksız yararlanabilir.

Mirasın hükmen reddi davası

Miras borca batıksa, dava açmak isteyen mirasçı terekeden pay almamışsa (örneğin bankadaki paradan pay almamışsa) mirastaki malvarlıkları borcu karşılamıyorsa reddi miras yapılabilir. Terekeden mal alınmışsa mişrasın hükmen reddi mümkün değildir. Murisin vergi borcu ödenmesi de mirası kabul anlamına glene bir davranıştır.

Miras denkleştirme davası

Eğer muris hayattayken yasal mirasçılarına çeyiz veya sermayesi vermişse ya da bir malvarlığını devretmişse veya
borçtan kurtarmışsa bu devirleri miras payına sayılabilir. Aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir. Miras bırakan bu devirlerin denkleştirmeye tabi olmaması adına br vasiyetname ile açıkça belirtmelidir.

Denkleştirme atanmış mirasçılar değil yasal mirasçılar tarafından istenebilir.

Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir.

Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tâbi olmaz. Diğer mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.

Denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır. Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan
kısım için mevcuttur.

Yani. miras bırakan muteber bir şekilde bu ödemelerin ve mal devirlerinin miras payına mahsuben yapılmadığını belirtmemişse denkleştirme talep edilebilir.

Altsoyun denkleştirme alacağı

Ana ve baba veya büyük ana ve baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini ya da gelirlerini aileye özgüleyen ergin altsoylar, buna karşılık uygun bir bedel isteyebilirler. Yani anneniz babanı dedeniz gibi bir yakınızıla yaşayıp gelirinizi bu kişiye, birlikte yaşadığınız kök ailenize özgülemişseniz, bu kişinin ölümü ile mirasçılarından denkleştirme alacağı talep edebilirsiniz. Mesela babanızla yaşayıp senelerce onun dükkanında bedelsiz çalışmışsanız ölümü ile mirasçılardan hak talep edebilirsiniz.

Altsoyun denkleştirme alacağı, denkleştirme borçlusunun ölümü ile muaccel olur. Aynı zamanda alacaklı, bu alacağını borçlunun sağlığında, birlikte yaşamanın sona ermesi veya işletmenin el değiştirmesi, borçluya karşı icra takibi yapılması veya onun iflası hallerinde de isteyebilir. 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

Ana ve baba veya büyük ana ve büyük baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, bu yüzden terekenin borç ödemeden acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır.

Ortaklığın giderilmesi davası

Ortaklığın giderilmesi davası actio duplex niteliğinde bir davadır. Yani çift yönlü bir davadır. Davacı davadan vazgeçse dahi davalı davaya devam edebilir. Bu davada dava açmayan ortak da dava sonucunda para alır. Kazananı ve kaybedeni olmayan bir davadır. Davanın açılması için arabuluculuk şartı vardır.

Mirasçıların hepsinin avukat tutmasına gerek yoktur. Mirasçılar tek avukat da tutabilir. Davaya tüm mirasçılar dahil edilir.

Ortaklığın giderilmesi davası genelde satışla sonuçlanır. Mirasçılardan payını satan olmuşsa tapuda görülen tüm paydaşların davalı veya davacı sıfatıyla davaya dahil edilmesi gerekir. Tüm paydaşların kabulü ile satış paydaşlar arasında yapılabilir. Aksi halde kamuya açık şekilde satış yapılacak ve her isteyen satışa girebilecektir.

Ortaklığın giderilmesinde taşınmazın bölünmesi mümkün ise aynen taksim yapılabilir ancak genelde paydaş sayısı ve taşınmaz büyüklüğü tutmadığından satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmektedir.

kararın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde satış istenmezse sonrasında satış istenemez.

Ortaklığın giderilmesi davası reddetirilebilir mi?

*Geçerli bir paydaşlığın devamı sözleşmesi varsa:Tüm paydaşların imzaladığı sözleşme ile paydaşlığın devamı kararlaştırılmışsa açılan ortaklığın giderilmesi davası reddettirilebilir. Sözleşme en fazla10 yıllık süreli yapılabilir. 10ar yıllık periyotlarla yenilenebilir.

*Taşınmazda kat mülkiyeti söz konusuysa:Depremde yıkılan veya bir inşaat sözleşmesi yapılmaksızın kentsel dönüşüme göre yıkılan yerlerde kat mülkiyeti söz konusu olmaktan çıkar.

*Malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması:Taşınmaz aile konutu olarak özgülenmişse ortaklığın giderilmesi davası reddedilir. Tarım arazisi tarım amacına özgülenmişse taşınmaz mezar yeri olarak özgülenmişse de ortaklığın giderilmesi davası reddedilebilir.

*Uygun olmayan zamanda ortaklığın giderilmesinin istenmesi, mesela depremden sonra taşınmaz fiyatlarınınn çok ddüşük veya çok yüksek olmasına bağlı olarak ortaklığın giderilmesi davası reddedilebilmektedir. Ekonomik kriz döneminde taşınmaz fiyatları çok düşükken açılan davalar da reddedilebilmektedir.

*Bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı kurması halinde, diğer paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa; satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı, buna ilişkin paya düşecek bedel üzerinde devam eder. yani intifa hakkına dair ortaklara tebligat gelirse zarara uğramamak adına 3 ay içinde ortaklığın giderilmesi davası açmaları gerekir. Yoksa satış yoluylaortaklığın giderilmesi davasında taşınmazın satışı cazip bir hal almayacaktır ve satışta alıcı çıkmayabilecektir.

Ortaklığın giderilmesi davası sonucu satılan taşınmaz üzerinde intifa hakkı, haciz, ipotek, gibi haklar düşer mi? Tapu alıcısına temiz şekilde geçer mi?

YARGITAY 12. Hukuk Dairesi 2011/20781 E ve 2012/6496 Karar numaralı kararına göre satışta gelen paraının icra dosyalarına gönderilmesi gerekmekte ve tapunun hacizlerden arındırılmış şekilde alıcıya geçmesi gerekmektedir.

Aynı şekilde satışta ipotek alacaklılarının da parası ödenerek taşınmazın temiz şekilde devredilmeis beklenmektedir

Yargıtay (Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2013/1601 E.  ,  2013/3696 K. sayılı kararına göre “Ortaklığın giderilmesi davası iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan ve kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden yargılama giderleri ve bu arada vekâlet ücretinin taraflara payları oranında yükletilmesi, ayrıca tapu kaydında mevcut olan takyidatların da hüküm fıkrasında gösterilmesi gerekir.”

İntifa hakkı sözkonusu ise Yagıtay 14. Hukuk Dairesi 2014/12215 E.  ,  2015/4089 K sayılı kararına göre “Ortaklığının giderilmesi istenen taşınmaz üzerinde intifa hakkı var ise bu hak sahibinin davaya dahil edilmesi zorunludur. Satış suretiyle ortaklığıngiderilmesi istenen taşınmaz üzerinde 4721 sayılı TMK’nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden önce kurulmuş bir intifa hakkı varsa taşınmazın 14.3.1960 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca intifa hakkı ile yükümlü olarak satılması gerekir.
İntifa hakkı sahibi yalnız başına bu hakkının paraya çevrilmesini, taşınmazın intifasız satışını isterse diğer paydaşların muvafakati aranmaksızın taşınmazın intifasız satışına karar verilmelidir.
İntifa hakkı 01.01.2002 tarihinden sonra kurulmuş ise, 4721 sayılı TMK’nın 700. maddesi uyarınca “Bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı kurması halinde, diğer paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa; Satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı, buna ilişkin paya düşecek bedel üzerinde devam eder.

Paydaşlıktan çıkarma davası- Tarlayı – arsayı -evi sattırmadan ortaklıktan çıkarma

Elbirliği mülkiyetinde paydaşlıktan çıkarma mümkün değilse de paylı mülkiyette mümkündür.

Kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını bıraktığı ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışlarıyla diğer paydaşların tamamına veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır biçimde çiğneyen paydaş, bu yüzden onlar için paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hâle getirmişse, mahkeme kararıyla paydaşlıktan çıkarılabilir. Davanın açılması, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesine bağlıdır.

Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir.

Yargıtay HGK 2014/2408 E ve 2016/797 K sayılı kararına göre “Hâkim, çıkarma istemini haklı gördüğü takdirde, çıkarılacak paydaşın payını karşılayacak kısmı maldan ayırmaya olanak varsa, bu ayırmayı yaparak ayrılan parçanın paylı mülkiyetten çıkarılana özgülenmesine karar vermelidir. Aynen ayrılmasına olanak bulunmayan maldaki payın dava tarihindeki değeriyle kendilerine devrini isteyen paydaş veya paydaşlar, bu istemlerini paydaşlıktan çıkarma istemi ile birlikte ileri sürdükleri takdirde hâkimin, hüküm vermeden önce re’sen belirleyeceği uygun bir süre içinde pay değerinin ödenmesine veya tevdiine karar vermeli, davanın kabulü hâlinde payın istemde bulunan adına tesciline hükmolunmalıdır. Payı karşılayacak kısım maldan aynen ayrılamaz ve bu payı isteyen paydaş da bulunmazsa hâkim, davalıya payını devretmesi için bir süre belirlemeli ve bu süre içinde devredilmeyen payın açık artırmayla satışına karar vermelidir. Satış kararı, cebri icra yoluyla paraya çevirmeye ilişkin hükümler uyarınca yerine getirilmelidir.”

YARGITAY 6. Hukuk Dairesi 2011/12449 E ve 2011/1410 k sayılı kararına göre

“davacılar dava dilekçesinde davalıların paydaşı olduğu dava konusu 91 parsel sayılı taşınmaza ait ortak gider ve vergi borcunu ödemeyerek diğer paydaşlara yük getirdiğini, davalıların sürekli borçlanarak haklarında icra takibi yapılmasına ve alacaklılar tarafından taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılmasına sebebiyet vererek ortak kullanımı imkansız hale getirdiklerini belirterek davalıların ortaklıktan çıkarılmasını istemişlerdir. Davacıların ileri sürdüğü bu sebepler, Türk Medeni Kanunu’nun 696. maddesinde açıklanan, davalıların diğer paydaşlara karşı olan yükümlülüklerini ağır surette ihlal ettiği ve müşterek mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirdiğini göstermediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.

Yani borç yapmak, ortaklığın giderilmesi davası açılmasına sebebiyet vermek paydaşlıktan çıkarma için yeterli gerekçe olarak görülmemiştir.

Paydaşlıktan çıkarma davası ortaklığın giderilmesi davası için bekletici mesele yapılır.

Bu dava istinaf aşamasında kesinleştiğinden davanın yetki ve görev haricindeki unsurları hakkında yargıtay kararı değil bam kararları mevcuttur.

Muhdesatın aidiyeti davası

Eğer kamulaştırma veya ortaklığı giderilmesi davası gibi bir dava söz konusuysa, dava konusu taşınmaz üzerine bina bitki gibi kaldırılması mümkün olmayan bir eklenti kurmuşsa bu muhdesatın aidiyetinin tespitini isteyebilir. Muhdesatın bulunması ortaklığın giderilmesi davasının reddine sebep olmaz. Muhdesat davası açılması satışı önlemez. Muhdesatın kendine aidiyetini tespit ettiren paydaş satışta belirlenecek muhdesat oranına göre daha fazla para alır. Muhdesat da satışla birlikte alıcıya geçer. Muhdesatın aidiyetini dava ile tesbit ettiren paydaş alıcıya sebepsiz zenginleşme davası açabilir. Alıcı da muhdesat sahibine müdahalenin meni davası açarak tahliyesini sağlayabilir.

Şufa davası

Paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda pay sahipleri paylarını satabilir. satılan pay taşınmaz içinde belirlenir bir nokta olmayı satın alan kişi tüm taşınmaz üzerinde diğer paydaşlarla birlikte ortak olur.

Şufa davasında zamanaşımı değil hak düşürücü süreler söz konusudur. Kanundan doğan Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden 3 ay ve her hâlde satışın üzerinden 2 yıl geçmekle düşer.

Bu dava açıldığında taşınmazdan pay satın alan kişinin payı tapuda gösterilen pay üstünden dava açan paydaş tarafından satın alınır. Amaç taşınmaza yabancı paydaş sokulmasını kanunen önlemektir.

Eğer taşınmaz fiilen bölünmüşse ve her paydaş kendisine ayrılan bir kesimi fiilen kullanıyorsa açılan şufa davası reddedilir.

Bütün maliklerin katıldığı bir anlaşma olmaksızın bazı malikler malın bazı kesimlerini kullanıyorsa, şufa davasını reddi sözkonusu olmaz.

Müdahalenin meni ve ecrimisil davası

Eğer paylı mülkiyete tabi bir taşınmazdan yararlanmanız engelleniyorsa müdahalenin meni davası ile tahliye talep etmeniz mümkündür.

Ecrimisil haksız işgalcinin ödediği kira bedeli tipinde ödemedir.

Konut vasfındaki yerde paydaşlardan biri oturuyorsa diğer paydaşlara kira vermiyorsa, intifadan men ihtarı gönderilmesi veya ispatlanabilir şekilde intifadan men ettirilmesi halinde intifadan men tarihinden itibaren ecrimisil talep edilir. Bu durumda rayiç kiradan payı oranında hak talep edilebilir. Geçmişe dönük 5 yıllık ecrimisil talep edileblir.

Tarımsal gelir elde edilen taşınmazlar için intifadan men şartı aranmaksızın geçmişe dönük 5 yıl için ecrimisil talep edilebilir. Talep, taşınmazdan tarımsal gelir elde eden kişiye yöneltilir.

Taşınmaz kiraya verilmişse ve bu taşınmazdan kira geliri elde ediliyorsa intifadan men şartı aranmaksızın geriye dönük 5 yıl için ecrimisil talep edilebilir.

Ecrimisil talep eden kişi bu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi, elatmanın önlenmesi, ecrimisil gibi davalar açmışsa o. dava tarihinden itibaren intifadan men şartının gerçekleştiği kabul edilir.

Ehil mirasçılık davası açılması

Ehil mirasçılık davası Tarımsal arazilarin mülkiyetinin devri konusunda ilgili yönetmelikle belirlenen puanlama sistemine göre tarım geliri elde eden mirasçıya tapusunun verilmesi için açılan davadır. Taşınmaz imara yakın yerde de olsa, tarımsal arazi olarak kullanılıyorsa bu dava ile düşük bedellerle tapu kazanma imkanı vardır.

Ölen kiracının kiralananda oturmaya devam etmesi

Borçlar kanunu madde 356 ya göre ölen kiracının ortakları veya bu ortakların aynı meslek ve sanatı yürüten mirasçıları ve ölen kiracı ile birlikte aynı konutta oturanlar, sözleşmeye ve kanun hükümlerine uydukları sürece, taraf olarak kira sözleşmesini sürdürebilirler.

Kira sözleşmesine uyarak oturmaya devam eden bu kişiler müdahalenin meni davası ile tahliye edilemezler.

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil veya tazminat davası açılması

Muvazaalı satış iptalinde tapu iptali ve tescil sağlanırsa murise geri dönecek olan mal mirasçılar arasında veraset ilamına göre paylaştırılır. Tapu iptali ve tescil sağlanmaz ancak işlem geçersiz bulunursa taşınmazın değerinden miras payları oranında tazminat alınabilir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlenmesi

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devirler tenkise tabi olmayan devirlerdir. Devir ölümden önce yapılabileceği gibi ölümden sonra da yapılabilir. Muvazaa ve tenkis ile sonuçlanmayan devirler için gayet sağlıklı bir yoldur. Taşınmazın bedelinin bakım ile karşılandığı bir sözleşmedir. Bakım borçlusu mal bırakandan önce ölürse bakım borcu mirasçılarına geçer. Malı devreden, bakım borcu yerine getirilmezse sözleşmeden dönebilir.

Miras sözleşmesi yapılması

Miras sözleşmesi, muris ile mirasçılar veya üçüncü kişiler arasında, murisin sağlığında yapılan bir hukuki işlemdir. Bu sözleşme ile miras bırakan, belirli bir malı mirasçıya ya da üçüncü kişiye bırakabilir, mirasçı atayabilir veya mevcut mirasçının miras hakkından feragat etmesini sağlayabilir. Miras sözleşmesinin geçerli olabilmesi için tarafların iradelerini resmi memura (noter, konsolosluk gibi yetkili kişiler) aynı anda açıklamaları gerekir. Düzenlenen sözleşme, resmi memur ile birlikte en az iki tanığın huzurunda imzalanarak tamamlanır.

Mirasın rızaen dağıtılması işlemlerinin avukatla takibi

-Tespit işlemleri

Mirasın nelerde oluştuğunun tespiti için çeşitli hukuki işlemler yapılabilir.

-Tapu işlemleri

Mirasın taksimi için tapuda iş takibi yapılabilir

-Miras paylaşım sözleşmesi yapılması

Yazılı şekilde yapılır. Noterde veya tapuda yapılmasına gerek yoktur. Tüm mirasçıların katılması gerekir.

Miras davası açmak istiyorum ama dedem henüz ölmedi??

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali, vasiyet iptali, tenkis vb bir çk davayı açmak için murisin ölmüş olması gerekmektedir. Yani dedenizin sizin aleyhinizde malları elinden çıkarttığını, aleyhinizde vasiyet yaptığını bilseniz dahi şu dönemde harekete geçemezsiniz. Koşulları oluşmuşsa vasi atanmasını isteyebilirsiniz. Veya aile varlıklarının korunması için başvuruda bulunabilirsiniz.

Dedem her şeyini devretmeden engellemek istiyorum ne yapmalıyım?

Hayatta olan kişiler özgür iradeleri ile malları üzerinde serbestçe tasarruf edebilirler. Ancak akıl sağlığı konusunda bir sıkıntı varsa çeşitli yaollara başvurulabilir.

Miras davalarının Almanya ve genel olarak Avrupa’ya göçen türkler bakımından daha çok gündeme geldiğini görüyoruz şöyle ki:

Örnek vaka 1:

Almanya işçi alırken Almanya’yagöç eden çocuk ailesine geçim için yardımda bulunur. Ailesininin ekonomik durumu düzeldikçe Türkiye’de mal edinmeye başlarla. Almanya’daki çocuğun Avrupa’da da sosyal statüsü düzelir. Orada evlenir, yüksek ekonomik standartlardaa yaşamaya başlar. Aile büyüklerinden biri ölünce miras gündeme gelir. Türkiye’deki mirasçılar “Almanya’dakinin maddi durumu nasılsa iyi buradaki mirası umursamaz” derler. Almanya’daki mirasçı “Türkiye’ye yolladığım harçlıklar sayesinde ekonomik durumları düzelip mal mülk edindiler benim o arsalarda daha çok payım var” der. Bu durumda Almanya’daki mirasçı da diğer mirasçılar gibi veraset ilamına göre eşit pay alır. Eğer Türkiye’deki paydaşların rızai satışta kendisini devre dışı bırakmalarında korkmaktaysa satış vekaleti göndermemesi gerekir. Veya güvendiği bir avukata vekalet vererek satışı bu şekilde takip etmesi gerekir. Eğer hiç güveni kalmamışsa ortaklığın giderilmesi veya miras paylaşım davası açarak mirasın mahkeme kararıyla paylaştırılmasını isteyebilir. Veya özel bilirkişi tespiti yaptırarak taşınmazların değerini tespit ettirip bu değerin kendisine ödenmesini isteyebilir.

Örnek vaka 2:

Yine aynı şekilde Almanya’ya göç eden çocuk Türkiye’deki ailesine harçlık göndermiş, mal mülk edinmelerine vesile olmuş diyelim. Almanya’da evlenmiş çocukları olmuş, Türkiye’deki kardeşleri de evde oturup anne babasına bakmış olsun. Böyle bir durumda Türkiye’deki büyükleri yanlarında kalan çocuklarına daha fazla minnet duygusu besliyor olabilir. Almanya’daki çocuğu kendisinden uzaklaşmış görebilir, eşini itici bulabilir torunları benimsemeyebilir.

a-Eğer Türkiye’deki malları satış göstererek Türkiye’deki çocuklara vermişse açılacak davada minnet duygusu ile devir koşulları gerçekleşmişse kazandırma iptale veya tenkise tabi olmayabilir.

b-Eğer minnet duygusu ile devir koşullarını karşılamıyorsa (ağır bakım gerektiren hastalık yaşanmamışsa, devralan kişi bilfiil kendisine bakmamışsa) satış işlemi için satın almış görünen kişinin yeterli geliri yoksa, hesap hareketlerinde taşınmazı satın almaya dair para akışı olmamışsa satış iptal edilebilir. bu durumda taşınmaz veraset ilamına göre paylaştırılır.

c-Eğer vasiyet ile bazı mallar bazı kişilere bırakılmışsa vasiyetin iptali şartları gerçekleşmişse vasiyet iptal edilebilir. Eğer vasiyetin iptali şartları gerçekleşmemişse vasiyet tenkise tabi olabilir.

5/5 - (1 vote)
Whatsapp danışma için tıklayın