Evlilik birliğinde eşin kusurlu davranışından sonra, bu davranışı affettiğinizi gösteren tutum veya davranışlar sergilenirse, affedilen kusura dayanılarak boşanma davası açılamaz. Zira hukukta affedilen kusur, boşanma sebebi olarak ileri sürülemez.
Gözardı etme veya hoşgörüyle karşılama da af sayılabilir.
Bu yazımızda, kusurlu davranışların süreklilik göstermesine rağmen evliliğin sürdürülmesinin, boşanma hakkı üzerindeki etkisini açıklıyoruz.
Boşanma davasında af sayılan davranışlar nelerdir?
Eşlerin barışıp bir araya gelmeleri, beraber tatile çıkmaları, beraber hacca-umreye gitmeleri, açılmış boşanma davasını geri çekmeleri, aynı evde yaşamaya devam etmeleri, aynı odada yatmaları gibi davranışlar aile mahkemelerince af niteliğinde davranışlar olarak kabul edilmektedir.

Boşanma davasında eşin kötü davranışlarını affedilmiş sayılırsa ne olur?
TMK 161 ve 162 ye göre açılan davalarda affeden tarafın dava hakkı yoktur. TMK 166 ya göre açılan davalarda da hoşgörüyle karşılanmış, gözardı edilmiş, affedilmiş davranışlar yönünden de açılan davalar reddedilmektedir.
Türk hukuk sisteminde aile birliğinin korunması esas alındığından, taraflar toplumca kabul edilmeyen davranışlar sergileseler bile birlikte yaşamaya devam edebiliyorlarsa, mahkeme evliliğin temelinden sarsılmadığı kanaatine varabilir. Bu durumda, taraflardan biri boşanmak istemiyorsa dava reddedilebilir.
Bu sırada taraflar gerek dava öncesinde gerek dava devam ederken barışmış olabilecektir. Toplumca kesinlikle kabul edilemez ve katlanılamaz olarak nitelendirilen bir olay yaşanmış olsa dahi Hakim, bu olaydan sonra affetme niteliğinde davranış gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirece ve af niteliğinde davranış gerçekleşmişse bu affedilen davranışı kusur değerlendirmesinde esas almayacaktır. Af niteliğinde davranış ile dava tarihi arasında kronolojik olarak yeni bir kusurlu davranış gerçekleşmediyse de davanın reddine karar verebilecektir.
Örneğin eşin zina sonucu HİV, HPV gibi virüs kaptığını öğrendikten sonra evliliğe devam eden kişi, bu öğrenme tarihinden itibaren 6 ay içinde dava açılmazsa zina nedeniyle dava açma yönünden hak düşürücü süre gerçekleşeceği gibi TMK 166 ya göre genel boşanma sebeplerine dayalı olarak da dava açma hakkı kalmayacaktır.
“Eşim HİV kapmış o halde benim kusurlu davranışıma söz söylemeye hakkı yok” şeklinde bir mantıkla eşinizi aldatırsanız siz kusurlu çıkabilirsiniz.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasında ise çok eski olaylara dayanılarak açılan davanın reddedileceği, dava tümden reddedilmese dahi çok eskiden yaşanan olayların kusur değerlendirmesinde esas alınmayacağı dikkate alınmalıdır.
Münferit davranışlar ile süreklilik gösteren davranışlar af edilmiş sayılır mı?
Bir seferlik aldatma, bir seferlik kumar oynama, bir seferlik darp, eşin yanında bir seferlik küfretme, eşin yanında bir seferlik gaz çıkarma gibi eylemlerden sonra af gerçekleşirse, bu eylemler hoşgörüyle karşılanırsa, bu eylemlere dayalı olarak dava açılamayacağı bellidir.
Kusur niteliğindeki eylemler devamlılık arzederse, aşağıda verdiğimiz hukuk genel kurulu kararında da görüleceği üzere “bir eşin diğer eşe karşı sürekli olacak şekilde devam eden ağır kusurlu davranışları karşısında, diğer eşin sessiz kalarak evlilik birliğine devam etmesi hâlinin boşanma davalarında af niteliğinde sayılamayacağı” na karar verilmiştir. Devamlılık arzeden kusurlu davranışlar konusunda evliliğe devam etmiş olmaak, aynı evde yaşamaya devam etmek af olarak değerlendirilmemektedir.
Örneğin eşiniz sürekli olarak dövüyorsa, evlilik birliğine devam ettiğiniz süreç af olarak değerlendirilmeyebilir. Burada uzman boşanma avukatı ile çalışarak davanızı en iyi hale getirmeniz önemlidir.
Eşim sürekli dövüyor, evliliğe devam etmem bunu gözardı etme veya affetme olarak mı değerlendirilir?
Hayır. Davranış süreklilik arz ettiğinden affedilmiş veya göz ardı edilmiş sayılmaz.
Eşim kuma getirdi, ilk başta bir şey demedim ama artık gücüme gidiyor!
Kuma getire, metres tutma eylemlerine ilk başta tepki göstermeseniz dahi bu eylemler süreklilik arz ettiği için boşanma davası açabilirsiniz. Tazminat alarak boşanabilirsiniz.
İlgili içtihat:
Hukuk Genel Kurulu 2019/92 E, 2022/13 K.
“24. Hemen belirtmek gerekir ki; “Af” kişiliğe bağlı bazı haklardan vazgeçilmesi anlamına gelen bir irade açıklamasıdır ve maddi olguların gerçekleşmesinden çıkarılır (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 23). Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2019 tarihli ve 2017/2-2067 E., 2019/296 K. sayılı kararında da; bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama olarak tanımlanmış olup, ceza hukukunda yer verildiği gibi özel hukuk bakımından da kanunlarımızda düzenleme yeri bulan, esasen bir haktan vazgeçmeyi içeren bir his açıklaması veya bir davranış şekli olarak açıklanmıştır. Evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayanan boşanma davalarında af niteliğinde davranışlar gerçekleşmişse, artık bu davranışlar, boşanma davasının reddine gerekçe oluşturur. Af olgusu ise; kayıtsız şartsız bir irade beyanı, eğer yoksa en azından affı gösterir nitelikte tutum ve davranış ile ispatlanmış olması gerekmektedir. Genel bir ifadeyle af niteliğinde sayılabilecek davranışlar “münferit bir olay” sonrasında barışmış olmak, af iradesini göstermek, hoşgörü ile karşılamak, gerçekleşen olaya rağmen birliği sürdürmek şeklinde sayılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta “sürekli şekilde devam eden eylemlere rağmen birliğe devam edilmesinin” af niteliğinde olup olmadığı hususudur. Ancak somut olayda olduğu gibi, bir eşin diğer eşe karşı sürekli olacak şekilde devam eden ağır kusurlu davranışları karşısında, diğer eşin sessiz kalarak evlilik birliğine devam etmesi hâlinin boşanma davalarında af niteliğinde sayılamayacağı kuşkusuzdur.
25. Bu açıklamalar kapsamında somut olayda; Mahkemece, davalı erkeğin eşine karşı sürekli şekilde devam eden ağır kusurlu davranışları karşısında davacı kadının evlilik birliğini devam ettirmesi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yıllar boyunca devam eden kusurlu davranışların affedildiği sonucuna varılması doğru değildir. Gerçekleşen olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, birliğin bu hâle gelmesine yukarıda açıkça sayılan kusurlu davranışları gerçekleştiren davalının sebebiyet verdiği, olayların akışı karşısında davacının dava açmakta haklı olduğu ve boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu bir davranışının bulunmadığı, dolayısıyla tarafların TMK’nın 166/1. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun olmayıp, bozmayı gerektirmiştir
Sonuç:
Sonuç olarak; boşanma davasında affedilen veya hoşgörüyle karşılanan davranışlara dayanılarak dava açılamaz. Ancak kusurlu davranış sürekli devam ediyorsa, eş aynı evde yaşamaya devam etse bile bu durum af sayılmaz. Yargıtay özellikle “süreklilik gösteren ağır kusurların affedilmiş sayılamayacağı” yönünde kararlar vermektedir. Bu nedenle af–kusur ilişkisi her olayın niteliğine göre ayrı değerlendirilmelidir.

