Tedbir Nafakası Nedir?

Nafaka türleri Nelerdir?

Nafaka TürüNe Zaman Gündeme Gelir?Kime Ödenir?Amaç Nedir?Ne Zamana Kadar Devam Eder?
Tedbir NafakasıBoşanma davası sürerken veya taraflar boşanmaksızın açılan tedbir nafakası davasıylaEşe ve/veya çocuğaDava süresince ekonomik dengenin korunmasıBoşanma kararı kesinleşinceye kadar
İştirak NafakasıBoşanma sonrası velayet bir ebeveyne verilmişseÇocuğa (velayet sahibi aracılığıyla)Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılımÇocuk 18 yaşına gelene kadar
Yoksulluk NafakasıBoşanma kararı ile birlikteYoksulluğa düşecek eşeBoşanmanın ekonomik etkisini hafifletmekYoksulluk hali sürdükçe
Yardım NafakasıEğitimi devam eden 18 yaşından büyük çocuğun, anne baba veya kardeşlerin açacağı nafaka davasıylaÜstsoy, altsoy veya kardeşlerAile dayanışmasını sağlamakMuhtaçlık ortadan kalkana kadar

Tedbir Nafakası Bağlanmasının Şartları Nelerdir?

Tedbir nafakası, eşlerin ve çocukların ekonomik güvenliğini sağlamak amacıyla verilen geçici nitelikte bir nafakadır. Uygulamada çoğu kişi bu nafakanın yalnızca boşanma davası açıldığında talep edilebildiğini düşünse de, hukuk düzeni evlilik devam ederken de eşlerden birinin diğerini veya çocukları maddi açıdan ihmal etmesi halinde mahkemeye başvurma imkânı tanımaktadır. Eğer eş, birlikte yaşamanın yüklediği bakım ve geçindirme sorumluluğunu yerine getirmiyor, evin giderlerine katılmıyor ya da ailesini ekonomik olarak zor durumda bırakıyorsa, boşanma davası açılmaksızın da tedbir nafakası istenebilir.

tedbir nafakası

Boşanma veya ayrılık davası açılmışsa, hakim dava süresince tarafların ve çocukların geçimini güvence altına almak için talep üzerine ya da çoğu zaman kendiliğinden tedbir nafakasına hükmeder. Bu aşamada kusur araştırması yapılmaz; yani hangi eşin hatalı olduğundan çok, kimin korunmaya ihtiyaç duyduğu önem taşır. Geliri bulunan bir eş lehine dahi, bu gelir yaşamın olağan giderlerini karşılamaya yetmiyorsa nafaka bağlanabilir. Amaç, dava devam ederken taraflardan birinin ekonomik baskı altına girmesini önlemek ve özellikle çocukların düzeninin bozulmasına engel olmaktır.

Evlilik sürerken açılan tedbir nafakası davalarında da mahkeme tarafların sosyal ve ekonomik durumunu araştırır. Gelir düzeyi, malvarlığı, kira ve fatura giderleri, çocukların eğitim ve sağlık masrafları gibi unsurlar dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir miktar belirlenir. Bu nafaka, eşin aile yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamaya yönelik bir önlemdir ve şartlar değiştiğinde artırılması ya da kaldırılması da talep edilebilir.

Boşanma Davası Açmaksızın Nafaka Alınır mı?

Nafaka denildiğinde çoğu kişinin aklına doğrudan boşanma davası gelir. Oysa Türk Medeni Kanunu, evlilik devam ederken de eşlerin birbirlerine ve çocuklarına karşı ekonomik sorumluluklarını yerine getirmesini zorunlu kılar. Eğer eşlerden biri evin giderlerine katılmıyor, ailesinin geçimini sağlamıyor ya da diğer eşi maddi açıdan zor durumda bırakıyorsa, boşanma davası açılmadan da mahkemeden tedbir nafakası talep edilebilir. Bu dava, evlilik birliği sürerken ortak yaşamın gerektirdiği mali yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak için açılır.

Burada önemli olan kusurdan çok ihtiyaçtır. Yani “kim haklı kim haksız” tartışmasına girilmeden, ekonomik olarak korunması gereken tarafın ve varsa çocukların menfaati gözetilir. Hakim, tarafların gelir durumunu, yaşam standartlarını ve giderlerini araştırarak hakkaniyete uygun bir ödeme miktarı belirler.

Aynı Evde Yaşarken Nafaka Alınır mı?

Uygulamada en çok şaşkınlık yaratan konulardan biri de budur: Evet, eşler fiilen aynı konutta yaşamaya devam etse bile nafaka talep edilebilir. Çünkü nafakanın amacı yalnızca ayrı yaşayan eşe para vermek değildir; asıl amaç, aile giderlerine katılmayan veya ekonomik sorumluluğunu ihmal eden eşe karşı diğer tarafı korumaktır. Örneğin eş, gelir elde ettiği halde mutfak masrafına, kiraya, çocukların ihtiyaçlarına katkı sunmuyorsa; diğer eş tek başına yükü taşıyorsa mahkeme müdahale eder.

İlginizi çekebilir:  Anlaşmalı Boşanma Kesinleştikten Sonra İhanet Ortaya Çıkarsa Ne Yapılabilir?

Hakim bu durumda, evlilik devam ettiği halde katkı sunmayan eşin belirli bir tutarı düzenli olarak ödemesine karar verebilir. Böylece aile içindeki ekonomik dengesizlik giderilmeye çalışılır. Bu nafaka, tarafların birlikte yaşamaya devam etmesine engel değildir; sadece mali sorumluluğun yerine getirilmesini sağlar.

Kusurlu Eş Nafaka Alır mı?

Boşanma sürecinde en çok karıştırılan konulardan biri, kusurlu olan eşin nafaka alıp alamayacağıdır. Uygulamada çoğu kişi “kusurluysa hiçbir şekilde nafaka alamaz” düşüncesine sahiptir. Oysa yargılama devam ederken durum farklıdır.

Boşanma davası sürerken tarafların kusur durumu yargılama sonucunda kesinleşeceğinden maddi olarak zor duruma düşecekse kadın eşe tedbir nafakası bağlanır.

Ancak boşanma kararı verilip kusur durumu hüküm altına alındığında tablo değişir. Eğer nafaka alan eş ağır kusurlu kabul edilmişse, artık yoksulluk nafakasına hükmedilmez ve devam eden nafaka kesilir. Buna rağmen, dava süresince ödenmiş olan tedbir nafakalarının geri istenmesi mümkün değildir. Yani “sonradan kusurlu bulundu” gerekçesiyle geçmişte ödenen nafakalar iade edilmez.

Çalışan Kadın Tedbir Nafakası Alır mı?

Toplumda yerleşmiş yanlış kanılardan biri, çalışan kadının nafaka alamayacağı düşüncesidir. Oysa tedbir nafakasında belirleyici olan tek başına çalışıyor olmak değil, elde edilen gelirin geçinmeye yetip yetmediğidir. Mahkeme, tarafların ekonomik gücünü karşılaştırır ve ihtiyaç durumuna göre karar verir.

Uygulamada özellikle asgari ücret veya buna yakın bir gelir elde eden kadının, evlilik süresince alışılmış yaşam standardını tek başına sürdürmesi çoğu zaman mümkün görülmez. Barınma, faturalar, ulaşım, gıda ve varsa çocukların masrafları dikkate alındığında bu gelirin yetersiz kaldığı kabul edilebilmektedir. Bu nedenle, diğer eşin maddi gücü daha iyiyse çalışan kadın lehine tedbir nafakasına hükmedilebilir.

Tedbir nafakası, boşanma davası devam ederken ekonomik olarak zayıf olan tarafın korunmasını amaçlar. Kusur incelemesinden ziyade mevcut ihtiyaç ve ödeme gücü esas alınır. Dolayısıyla kadın sigortalı bir işte çalışıyor olsa bile, geliri hayatını idame ettirmeye yetmiyorsa nafaka talep etme hakkı vardır.

Erkek Çalışmıyorsa Tedbir Nafakası Öder mi?

Evet, mahkemeler yalnızca kişinin fiilen bir işte çalışıp çalışmadığına bakmaz; çalışma gücü ve gelir elde etme kapasitesi de değerlendirilir.

Uygulamada sağlıklı, çalışabilir yaşta ve meslek sahibi olan bir kişinin gelirinin olmadığı yönündeki savunması her zaman kabul edilmez. Hakim, tarafın bilinçli şekilde çalışmadığı ya da gelirini gizlediği kanaatine varırsa, emsal ücret araştırması yaparak kazanabileceği varsayılan gelir üzerinden nafakaya hükmedebilir. Yani “işsizim” demek tek başına nafaka sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Özellikle kadın veya çocukların geçimini sağlayacak başka bir kaynak yoksa, mahkeme tedbir nafakasını sosyal dengeyi koruma amacıyla bağlar. Çünkü tedbir nafakası, dava süresince ekonomik olarak güçsüz olan tarafın korunmasına yöneliktir.

Ancak gerçekten çalışma imkânı bulunmayan, sağlık sorunu olan ya da gelir elde etmesi fiilen mümkün olmayan hallerde nafaka miktarı düşük belirlenebilir veya hiç hükmedilmeyebilir. Bu değerlendirme tamamen somut olayın özelliklerine göre yapılır.

Tedbir Nafakası İade Edilir mi?

Hayır, iade edilmez. Tedbir nafakasının iadesine ilişkin herhangi bir hukuki kurum bulunmamaktadır.

Tedbir nafakası, yargılama sürecinde ihtiyaç sahibi olduğu kabul edilen eşin ve varsa çocukların geçimini sağlayabilmesi için ödenir. Bu ödeme, verildiği dönemin ekonomik şartlarına ve o andaki gereksinime dayanır. Nafaka alan kişi bu parayı yaşamını sürdürebilmek için harcar; bir birikim ya da teminat niteliği taşımaz.

Davanın sonunda nafaka alan eş daha ağır kusurlu bulunsa, yoksulluk nafakası bağlanmasa ya da tarafların ekonomik dengesi değişse bile, geçmişte ödenmiş tedbir nafakalarının geri istenmesi mümkün değildir. Çünkü mevzuatta buna imkan veren bir düzenleme yoktur ve uygulamada mahkemeler de iade talebini kabul etmez.

Tedbir Nafakası Ödenmezse Tazyik Hapsi Uygulanır mı?

Evet, tedbir nafakasının ödenmemesi halinde nafaka borçlusu hakkında tazyik hapsi uygulanması mümkündür. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için kanunun aradığı bazı usul şartlarının yerine gelmiş olması gerekir.

İlginizi çekebilir:  Boşanmanın Kesinleşmesinden Sonra Nafaka Davası Açılabilir mi?

En önemli nokta şudur: İcra takibi başlatıldıktan sonra düzenlenen ödeme emrinin bizzat nafaka borçlusuna tebliğ edilmesi gerekir. Borçlu, nafaka yükümlülüğünden resmi olarak haberdar edilmeden tazyik hapsine karar verilemez. Tebligat yapıldıktan sonra ödenmeyen her dönem nafakası şikâyet konusu yapılabilir.

Uygulamada genellikle üçer aylık ödenmeyen nafaka tutarları bakımından icra ceza mahkemesine başvurulmakta ve şartların oluşması halinde borçlu hakkında tazyik hapsine hükmedilmektedir. Bu hapis bir ceza değil, borcun yerine getirilmesini sağlamak amacıyla uygulanan bir yaptırımdır. Borç ödendiğinde kişi tahliye edilir.

Emekli Aleyhinde Tedbir Nafakası Çıkar mı? Emekli Maaşına Haciz Uygulanır mı?

Emekli olmak nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Mahkemeler açısından belirleyici olan, kişinin aktif olarak çalışıp çalışmadığı değil düzenli bir gelirinin bulunup bulunmadığıdır. Emekli maaşı da sürekli ve güvence altındaki bir gelir kabul edildiğinden, şartları varsa emekli eş aleyhine tedbir nafakasına hükmedilebilir.

Hakim, tarafların ekonomik durumunu karşılaştırır. Yani “ben emekliyim, çalışmıyorum” savunması tek başına nafaka ödememek için yeterli değildir.

Nafaka ödenmediğinde ise emekli maaşı üzerinde haciz uygulanabilir. Cari (işleyen) tedbir nafakasının tamamı maaştan kesilir. Bunun yanında geçmiş dönemlerden kalan birikmiş nafaka alacakları için de maaşın, cari nafaka düşüldükten sonra kalan kısmının dörtte biri oranında kesinti yapılır.

Dolayısıyla emekli aylığı, hem güncel nafaka borcu hem de birikmiş nafaka alacakları bakımından icra takibine konu olabilir. Uygulamada emekli olmanın nafaka sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, aksine düzenli gelir bulunduğu anlamına geldiği kabul edilmektedir.

Tedbir Nafakası ÜFE Artışlı mıdır?

Tedbir nafakasında artış konusu, nafakanın hangi aşamada ve hangi dava içinde hükmedildiğine göre değişir.

Boşanma davasından ayrı olarak açılan tedbir nafakası davalarında, talep edilmesi halinde mahkeme nafakanın ÜFE oranında artırılmasına karar verebilir. Bu durumda nafaka her yıl belirlenen artış oranına göre kendiliğinden yükselir.

Boşanma davası devam ederken hükmedilen tedbir nafakasında ise durum biraz farklıdır. Yargılama sürdüğü sürece tarafların ekonomik şartları değişirse ve artış talep edilirse, hakim dosya kapsamına göre nafaka miktarını güncelleyebilir. Yani artış otomatik değil, talep ve değerlendirme ile olur.

Dava sonuçlanıp tedbir nafakası yoksulluk nafakası ve/veya iştirak nafakasına dönüştüğünde ise mahkemeler çoğunlukla kararlarında ÜFE’ye bağlı artış hükmü kurar. Böylece nafaka her yıl belirlenen oran doğrultusunda artırılır.

Tedbir Nafakası Ne Zaman Sonlanır?

Tedbir nafakası geçici nitelikte bir koruma sağlar ve sürekli değildir. Amaç, dava sürecinde ekonomik olarak zayıf durumda olan eşin ve varsa çocukların mağdur olmasını önlemektir. Bu nedenle nafakanın varlığı, nikahın devamına bağlıdır.

Eğer tedbir nafakası boşanma davası içinde hükmedilmişse, boşanma davası hakkında verilen karar ile birlikte sona erer. Kararın kesinleşmesiyle artık tedbir niteliği ortadan kalkar ve şartları varsa yoksulluk nafakası ya da iştirak nafakası başlar.

Tedbir nafakası boşanma davasından ayrı bir dava ile talep edilmiş olsa bile, sonradan açılan boşanma davası karara bağlandığında yine tedbir nafakası sona erer. Çünkü artık tarafların hukuki durumu boşanma hükmü ile belirlenmiştir; geçici önleme gerek kalmaz.

Ayrıca dava sürerken tarafların ekonomik şartları değişirse nafakanın kaldırılması veya azaltılması talep edilebilir. Ancak temel kural şudur: boşanmaya ilişkin hüküm kurulduğu anda tedbir nafakasının varlık nedeni ortadan kalkar.

Boşanma Davası Açmadan Nafaka İstemenin Sakıncaları Nelerdir?

Boşanma davası açılmadan talep edilen tedbir nafakası, ekonomik açıdan korunma sağlar; ancak uygulamada bazı sonuçları beraberinde getirebilir. En sık karşılaşılan durum şudur: Hakkında nafaka talep edilen eş, artık yargıda bir dosyamız oldu bu evliliği bitirmek de gerekir diye düşünerek boşanma davasını kendisi açma yoluna gidebilir.

Pratikte özellikle erkek eş, aleyhine nafaka davası açıldığında bunu evliliğin hukuki zeminde kopma noktasına geldiğinin göstergesi olarak değerlendirebilmektedir. “Madem bu aşamaya gelindi, o halde boşanma sürecini ben başlatayım” düşüncesiyle hareket edilmesi oldukça yaygındır. Böylece nafaka talebi, taraflardan birinin boşanma iradesini hızlandıran bir etki yaratabilir.

Bir diğer önemli husus, nafaka davası açıldığında taraflar arasındaki ihtilafın resmiyet kazanmasıdır. Bu durum uzlaşma ihtimalini zayıflatabilir ve geri dönüş yollarını daraltabilir. Eşler arasındaki iletişim daha da gerilebilir.

Elbette her somut olay farklıdır ve bazı durumlarda nafaka talep etmek zorunlu bir ihtiyaçtan doğar. Ancak bilinmelidir ki boşanma davası açılmadan başlatılan nafaka süreci, çoğu zaman karşı tarafın da boşanma davası açmasına zemin hazırlayabilmektedir.

İlginizi çekebilir:  Muris muvazaasının varlığına hükmedilmeyecek hallerden biri: Minnet duygusu ile yapılan satış

Tedbir Nafakası Davası Terk İhtarına Karşı Bir Hamle Olarak Kullanılabilir mi?

Terk nedeniyle boşanma davalarında süreç çoğu zaman gönderilen terk ihtarı ile başlar. Eş, diğerini ortak konuta dönmeye davet eder ve belirli süre içinde dönülmezse bunu boşanma sebebi olarak ileri sürebilir. Ancak uygulamada bu ihtara karşı başvurulan farklı bir yol vardır: tedbir nafakası davası açmak.

Evi terk eden eş, aslında terk nedeniyle boşanmak istemiyor ama aynı zamanda eve de geri dönmeyi düşünmüyorsa, karşı tarafa karşı tedbir nafakası talebinde bulunabilir. Çünkü taraflar arasında bir dava bulunduğu sürece eşlerin birlikte yaşama yükümlülüğünün fiilen askıda olduğu kabul edilir. Mahkemeler, aralarında yargılamaya konu bir uyuşmazlık varken eşlerin aynı çatı altında yaşamaya zorlanamayacağını değerlendirir.

Bu noktadan sonra tablo değişir. Terk ihtarına rağmen eşin dönmediği iddiasına dayanarak hızlı ve nispeten ispatı daha kolay bir dava açma imkânı ortadan kalkabilir. Çünkü arada açılmış bir tedbir nafakası davası bulunduğunda, birlikte yaşamama hali artık mutlak şekilde “haksız terk” olarak değerlendirilmeyebilir. Böyle bir durumda boşanmak isteyen erkek, çoğu zaman terk sebebine dayanan dava yerine çekişmeli boşanma davası açmak zorunda kalır ve terk hükümlerinin sağladığı usuli avantajlardan yararlanamaz. Bu da ispat yükünü ağırlaştıran ve süreci uzatabilen bir sonuç doğurur.

Tedbir Nafakası Zamanaşımına Uğrar mı?

Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık süreci devam ederken hükmedilen ve aylık olarak doğan bir alacaktır. Her ay ödenmesi gereken tutar, zamanı geldiğinde muaccel olur ve ayrı ayrı talep edilebilir.

Nafaka alacaklarında uygulanan zamanaşımı süresi 10 yıldır. Buna göre ödenmeyen her bir nafaka taksiti için, vade tarihinden itibaren on yıl içinde icra takibi yapılabilir. Bu süre geçtikten sonra borçlu zamanaşımı defi ileri sürerse, o döneme ilişkin alacağın tahsili mümkün olmaz.

Burada önemli bir ayrıntı vardır: Zamanaşımı hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz. Borçlunun bunu açıkça ileri sürmesi gerekir. İleri sürülmezse, eski tarihli nafaka alacakları da talep edilebilir.

Yeniden Evlenen Kadın, Boşanmadan Önce Hükmedilen Tedbir Nafakasını Sonradan İcra Edebilir mi?

Kadının yeniden evlenmesi, geçmişte doğmuş nafaka alacaklarını ortadan kaldırmaz. Tedbir nafakası, hangi döneme ilişkin olarak hükmedilmişse o dönem bakımından kazanılmış bir alacak niteliğindedir. Ödenmemiş olması, bu hakkın kaybolduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle boşanmadan önce bağlanan ancak çeşitli sebeplerle tahsil edilmemiş tedbir nafakaları, ilam zamanaşımı süresi dolmamışsa ve her bir taksit bakımından nafaka alacağı zamanaşımına uğramamışsa, sonradan icra takibine konulabilir. Yeniden evlenmiş olmak, geçmiş borçları silmez.

Elbette burada dikkat edilmesi gereken iki ayrı süre vardır: Mahkeme kararına dayalı ilamın icraya konulmasına ilişkin zamanaşımı ve aylık nafaka taksitleri için işleyen zamanaşımı. Bu süreler geçmemişse, alacak talep edilebilir.

Tedbir Nafakası Nereye Ödenir?

Ortada icra takibi olup olmadığına ve mahkeme kararında ödemenin kime yapılacağının nasıl gösterildiğine bakılır.

Eğer nafaka alacaklısı icra takibi başlatmışsa, ödemelerin doğrudan icra dosyasına yapılması gerekir. Dosyaya yapılan ödeme resmi kayıt altına alınır ve borçtan düşer. Elden ya da başka bir hesaba yapılan ödemeler, ispat problemi yaratabilir ve borç ödenmiş sayılmayabilir.

Henüz icra takibi yoksa, nafaka borcu nafaka alacaklısının banka hesabına yatırılır. Ancak burada önemli olan, ilamda paranın kime ödeneceğinin yazılı olmasıdır. Nafaka çocuk için hükmedilmiş olsa bile, kararda ödeme velayet sahibi anneye ya da babaya yapılacak deniyorsa ödeme o kişiye gerçekleştirilmelidir.

Tedbir Nafakası Azaltılabilir mi?

Boşanma davaları devam ederken tarafların ekonomik durumlarının kısa süre içinde köklü ve kalıcı biçimde değişmesi her zaman beklenen bir durum değildir. Bu nedenle mahkemeler, “gelirim azaldı” şeklindeki genel beyanlarla nafaka miktarını düşürme yoluna gitmez. Gerçekten olağanüstü ve ciddi bir değişiklik bulunduğunun güçlü delillerle ortaya konulması gerekir.

Maaşın Kaçta Kaçı Tedbir Nafakası Olarak Belirlenir?

Tedbir nafakasında kanunda yazılı, “maaşın şu kadarı verilir” şeklinde sabit bir oran yoktur. Uygulamada en çok sorulan soru bu olsa da hakimler matematiksel bir yüzdeye göre değil, tarafların ihtiyaç ve imkân dengesine göre karar verir.

Mahkeme nafaka belirlerken nafaka isteyen eşin barınma, gıda, ulaşım, sağlık gibi zorunlu giderlerini; nafaka ödeyecek eşin ise geliri, bakmakla yükümlü olduğu kişiler ve yaşam standardını birlikte değerlendirir. Bu nedenle aynı maaşı alan iki kişi hakkında tamamen farklı miktarlarda tedbir nafakası kararı verilebilir.

Toplumda sıkça konuşulan “maaşın dörtte biri” gibi ifadeler genellikle icra kesintileriyle karıştırılır. Oysa nafakanın belirlenmesi aşamasında böyle otomatik bir oran uygulanmaz.

Tedbir Nafakası Neye Göre Belirlenir?

Tedbir nafakasının miktarı belirlenirken hakim dosyaya giren veriler üzerinden tarafların gerçek ekonomik gücünü anlamaya çalışır. Bu nedenle karar, sadece tarafların söylediğine göre değil, resmi araştırmalar ve deliller dikkate alınarak verilir.

Dava açıldığında mahkeme genellikle kolluk marifetiyle bir sosyoekonomik durum araştırması yaptırır. Halk arasında “polis gelip gelirini soruyor” diye bilinen süreç budur. Kişinin nerede yaşadığı, kirada olup olmadığı, taşınır veya taşınmaz mal varlığı, düzenli bir işinin bulunup bulunmadığı gibi bilgiler rapor haline getirilir ve dosyaya sunulur.

Bununla da yetinilmez. Tarafların çalıştığı kurumlara yazı yazılarak maaş, ek ödeme, prim, ikramiye gibi gelir kalemleri sorulur. Eğer kişinin kira geliri, tarımsal kazancı ya da farklı kaynaklardan elde ettiği başka gelirler olduğu iddia ediliyorsa, bunlar da tanık beyanları ve çeşitli kayıtlarla araştırılır.

Hakim tüm bu verileri birlikte değerlendirerek, nafaka talep eden tarafın ihtiyacı ile diğer tarafın ödeme gücü arasında bir denge kurmaya çalışır. Sonuçta ortaya çıkan miktar, dosyaya yansıyan ekonomik tabloya göre takdir edilir.

Değerlendirme

Paylaş:

Daha Fazla Yazı

KIDEM TAZMİNATI (2026)

İşçinin, işyerinde çalıştığı yılların karşılığı olarak hak kazandığı paraya “kıdem tazminatı” denir. Bir başka anlatımla, işçinin işyerine sadakatinin karşılığı olarak

Devamı»

İŞÇİNİN REKABET YASAĞI

Son zamanlarda yurtdışında süreli/süresiz projelerde çalışmaya giden Türk işçilerin sayısı artmaktadır. Türk işçilerin iş sözleşmelerinde genellikle “rekabet yasağı” maddesi yer

Devamı»

Narsist Eşten Nasıl Boşanılır?

Eşimin Narsist Olduğunu Öğrendim! Son dönemlerde psikolog seanslarında, danışanların eşlerinin kendilerine yönelik davranışlarını anlatmaları üzerine “eşiniz narsist” şeklinde teşhis konulmasıyla

Devamı»

Mesaj Gönderin

Whatsapp danışma için tıklayın