Vesayet Altına Alınan Kişi Ne Şekilde Boşanabilir?

Hükümlü olan ya da akıl sağlığı, savurganlık veya benzeri nedenlerle vesayet altına alınmış kişilerin boşanma süreci, uygulamada en çok tereddüt yaşanan konulardan biridir. Çoğu zaman “vesayet varsa boşanamaz” ya da “hükümlü ise anlaşmalı boşanma mümkün değildir” gibi genellemeler yapılmaktadır. Oysa her durum kendi içinde değerlendirilir ve belirleyici olan husus kişinin ayırt etme gücü ile boşanma hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olup olmadığıdır. Bu nedenle vesayet kararının gerekçesi, kişinin hukuki ehliyeti ve Yargıtay’ın güncel yaklaşımı birlikte ele alınmalıdır.

Akıl Sağlığı Nedeniyle Vesayet Altına Alınan Kişi Anlaşmalı Boşanabilir mi?

Akıl hastalığı, demans veya Alzheimer gibi nedenlerle vesayet altına alınan kişiler bakımından boşanma süreci, hükümlü kişilere ilişkin uygulamadan farklıdır. Burada belirleyici olan husus, kişinin ayırt etme gücüne sahip olup olmadığıdır. Eğer kişi ruhsal durumu nedeniyle vesayet altına alınmış ve ayırt etme gücünü kaybetmişse, anlaşmalı boşanma yapması mümkün değildir. Çünkü anlaşmalı boşanma, tarafların özgür ve bilinçli irade açıklamasına dayanır. İrade sakatlığı bulunan veya hukuken fiil ehliyeti olmayan bir kişinin mahkeme huzurunda sağlıklı bir irade beyanında bulunduğundan söz edilemez.

Bu nedenle akıl sağlığı nedeniyle kısıtlanan kişi adına vasi tarafından anlaşmalı boşanma protokolü imzalanamaz ve vasi tek başına anlaşmalı boşanma gerçekleştiremez. Boşanma, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olmakla birlikte, ayırt etme gücü bulunmayan kişi bakımından bu hakkın kullanılma biçimi farklıdır.

Vasi Boşanma Davası Açabilir mi?

Akıl sağlığı nedeniyle vesayet altına alınan kişi adına vasi, çekişmeli boşanma davası açabilir. Özellikle evlilik birliğinin fiilen sona erdiği, eşin ağır kusurlu olduğu ya da birlikte yaşamın imkânsız hale geldiği durumlarda vasi, kısıtlı eşin menfaatini korumak amacıyla dava açma yetkisine sahiptir.

İlginizi çekebilir:  E Devlet'te Hangi Dosyalar Görünmez?

Örneğin Alzheimer hastası olan bir eş adına, diğer eşin ilgisizliği, terk, şiddet veya sadakatsizlik gibi boşanma sebepleri mevcutsa, atanmış vasi aile mahkemesinde boşanma davası açabilir. Bu dava anlaşmalı değil, çekişmeli olarak yürütülür ve mahkeme delilleri değerlendirerek karar verir.

Alzheimer Hastası Anne veya Baba Adına Boşanma Davası Açılabilir mi?

Uygulamada sıkça karşılaşılan durumlardan biri de ileri evre Alzheimer hastası anne veya baba adına boşanma davası açılmasıdır. Eğer kişi mahkeme kararıyla vesayet altına alınmış ve kendisine vasi atanmışsa, vasi kısıtlının menfaatlerini gözeterek boşanma davası açabilir. Bu süreçte mahkeme, hem boşanma sebeplerini hem de kısıtlının korunma ihtiyacını birlikte değerlendirir.

Burada temel ilke, vesayet kurumunun amacının kısıtlının hak ve menfaatlerini korumak olduğudur. Evlilik birliği kısıtlının zararına sonuçlar doğuruyorsa, vasi bu zararın giderilmesi için boşanma yoluna başvurabilir.

Eşlerden Birinin Diğerinin Vasisi Olması

Eşlerden biri diğerinin vasisi olarak atanmış olsa dahi, boşanma sürecinde çıkar çatışması doğacağı açıktır. Bu durumda mahkeme, kısıtlı eşin haklarının korunması için mevcut vasiyi görevden alabilir veya geçici vasi atayabilir. Yargılama, atanan yeni vasi eliyle devam eder. Böylece temsil edilen ile temsilci arasında menfaat çatışması olmasının önüne geçilir.

Vesayetten Önce Verilen Vekâletin Durumu

Akıl sağlığı nedeniyle vesayet altına alınan kişi, daha önce bir avukata vekâlet vermiş olsa bile, vesayet kararı sonrası hukuki işlemler vasi aracılığıyla yürütülür. Davaya devam edilebilmesi için vasinin, kısıtlı adına ve vasi sıfatıyla avukata yeniden vekâlet vermesi gerekir. Çünkü vesayet kararı ile birlikte kişinin fiil ehliyeti sınırlandırılmış olur ve hukuki temsil yetkisi vaside toplanır.

Hükümlü Kişi Anlaşmalı Boşanma Yapabilir mi?

Uygulamada uzun süre, cezaevinde bulunan hükümlü kişinin anlaşmalı boşanma yapamayacağı, vesayet altında olduğu için mutlaka çekişmeli boşanma açılması gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılmıştır. Ancak Yargıtay içtihatları bu konuda daha farklı ve daha hak temelli bir yaklaşım benimsemektedir.

Özellikle Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/945 E., 2015/11223 K. sayılı kararı, hükümlü eş bakımından anlaşmalı boşanmanın mümkün olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Karara konu olayda davacı eş kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle kısıtlanmış ve boşanma davasını vasisi aracılığıyla açmıştır. Davalı eş de boşanmayı kabul etmiştir. Yerel mahkeme, davacının hükümlü olması nedeniyle anlaşmalı boşanmanın mümkün olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; ancak Yargıtay bu kararı bozmuştur.

İlginizi çekebilir:  Türkiye'de mi Yoksa Almanya'da mı Boşanmak Avantajlıdır?

Hükümlü Olmak Anlaşmalı Boşanmaya Engel mi?

Yargıtay kararında özellikle Türk Medeni Kanunu’nun 16. maddesine vurgu yapılmıştır. Bu maddeye göre sınırlı ehliyetsiz olan kişiler, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını yasal temsilcisinin rızası olmadan kullanabilirler. Boşanma davası açma hakkı ve boşanma iradesi, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Bu nedenle ayırt etme gücüne sahip hükümlü eş, vesayet altında bulunsa dahi boşanma iradesini bizzat ortaya koyabilir.

Yargıtay, hükümlü eşin cezaevinden mahkemeye getirilerek beyanının alınması gerektiğini, şartları oluştuğu takdirde anlaşmalı boşanma kararı verilebileceğini açıkça belirtmiştir. Dolayısıyla hükümlü olmak, tek başına anlaşmalı boşanma yapmaya engel değildir.

Vesayet Altındaki Hükümlü ile Ruhsal Nedenle Kısıtlı Kişi Aynı Değildir

Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır. Ceza infazı nedeniyle kısıtlılık hali ile ayırt etme gücünün bulunmadığı durumlar birbirinden farklıdır. Hükümlü kişi çoğu zaman bedenen cezaevindedir ancak ayırt etme gücü yerindedir. Bu durumda boşanma hakkını bizzat kullanabilir.

Buna karşılık, ruhsal hastalık nedeniyle vesayet altına alınmış ve ayırt etme gücü bulunmayan bir kişi bakımından durum farklıdır. Ayırt etme gücü yoksa anlaşmalı boşanmanın irade açıklaması yönünden sağlıklı biçimde kurulması mümkün değildir. Böyle bir durumda dava çekişmeli olarak yürütülür ve yargılama sürecinde usul kuralları farklı şekilde işler.

Vasi Anlaşmalı Boşanma Yapabilir mi?

Boşanma, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için vasi tek başına anlaşmalı boşanma protokolü imzalayarak evliliği sona erdiremez. Ancak ayırt etme gücüne sahip hükümlü eş, cezaevinden mahkemeye getirilerek veya usulüne uygun şekilde beyanı alınarak anlaşmalı boşanma gerçekleştirebilir.

Nitekim Yargıtay uygulamasında, boşanma ve ayrılık dava açma hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu, ayırt etme gücüne sahip kısıtlı eşin yasal temsilcinin iznine gerek olmadan bu hakkı kullanabileceği kabul edilmektedir. Bu görüş öğretide de desteklenmektedir.

Hükümlü Boşanma Duruşmasına Segbis ile Katılabilir mi?

Evet 2026 yılında pek çok aile mahkemesi cezaevindeki hükümlünün SEGBİS ile duruşmaya katılmasına olanak vermektedir. Eğer şahıs cezaevinde değilse anlaşmalı boşanma duruşmasına bizzat gelme mecburiyetindedir.

İlginizi çekebilir:  Dede ve büyükannenin torunlarını dava yoluyla görmesi

Kumarbazlık veya Aşırı Harcama Nedeniyle Vesayet Altına Alınan Kişi Anlaşmalı Boşanabilir mi?

Kumar alışkanlığı, savurganlık veya aşırı borçlanma gibi nedenlerle bir kişinin vesayet altına alınması, çoğu zaman onun tüm hukuki işlemleri yapamayacağı şeklinde yanlış bir kanaate yol açmaktadır. Oysa bu tür vesayet kararları genellikle kişiyi korumaya yönelik olup, her zaman ayırt etme gücünün bulunmadığı anlamına gelmez. Burada belirleyici olan husus, kişinin irade açıklayabilecek zihinsel yeterliliğe sahip olup olmadığıdır.

Kumar bağımlılığı veya aşırı harcama nedeniyle vesayet altına alınmış kişi, eğer ayırt etme gücüne sahipse, boşanma iradesini mahkeme huzurunda kendisi açıklayabilir. Bu durumda anlaşmalı boşanma yapmasına hukuken engel bulunmaz.

Vesayet Kararı Her Zaman Anlaşmalı Boşanmaya Engel Değildir

Savurganlık veya kumar alışkanlığı sebebiyle verilen vesayet kararları, genellikle malvarlığının korunması amacını taşır. Bu kişiler çoğu zaman bedenen ve ruhen sağlıklıdır; yalnızca ekonomik davranışları nedeniyle sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla ayırt etme gücü yerindeyse, boşanma gibi kişisel statüye ilişkin bir konuda irade açıklayabilir.

Bu durum, ceza infazı nedeniyle kısıtlanan kişilerle benzerlik gösterir. Nasıl ki hükümlü olmak boşanma hakkını ortadan kaldırmıyorsa, savurganlık nedeniyle vesayet altına alınmak da boşanma hakkını ortadan kaldırmaz. Önemli olan, kişinin boşanma kararını bilinçli ve özgür iradesiyle verip veremediğidir.

2. Hukuk Dairesi 2015/945 E. , 2015/11223 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, hükümlü olması nedeniyle vasisi aracılığıyla açtığı boşanma davasında eşinin de boşanma talebini kabul ettiğini beyan etmiş, davalı eş de cevap dilekçesi ve duruşmadaki beyanında boşanmayı kabul ettiğini bildirmiştir. Mahkemece, davacının hükümlü olması nedeniyle anlaşmalı boşanmanın mümkün olmadığı belirtilerek davaya çekişmeli olarak devam edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacı almış olduğu kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle kısıtlanmıştır. O halde sınırlı ehliyetsiz olan davacı, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını yasal temsilcisinin rızası olmadan kullanabilir (TMK.m.16). Davacının talebi Türk Medeni Kanununun 166/3 maddesinde düzenlenen “anlaşmalı boşanmaya” yöneliktir. Mahkemece, davacı bulunduğu cezaevinden getirtilerek, davalı da davet edildikten sonra beyanlarının alınması ve şartları oluştuğu takdirde “anlaşmalı olarak” boşanmalarına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 01.06.2015(Pzt.)

“Yargıtayın şimdiki uygulamasına göre, boşanma ve ayrılık dava açma hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğundan ayırt etme gücüne sahip kısıtlı karı veya kocanın yasal temsilcinin iznine gereksinmeden bu haklarını bizzat kullanabilmeleri mümkündür” (Ömer Uğur GENÇCAN,2HD.Bşk. Boşanma Usul Hukuku ,2016, sh:239)

5/5 - (2 votes)

Paylaş:

Daha Fazla Yazı

KIDEM TAZMİNATI (2026)

İşçinin, işyerinde çalıştığı yılların karşılığı olarak hak kazandığı paraya “kıdem tazminatı” denir. Bir başka anlatımla, işçinin işyerine sadakatinin karşılığı olarak

Devamı»

İŞÇİNİN REKABET YASAĞI

Son zamanlarda yurtdışında süreli/süresiz projelerde çalışmaya giden Türk işçilerin sayısı artmaktadır. Türk işçilerin iş sözleşmelerinde genellikle “rekabet yasağı” maddesi yer

Devamı»

Narsist Eşten Nasıl Boşanılır?

Eşimin Narsist Olduğunu Öğrendim! Son dönemlerde psikolog seanslarında, danışanların eşlerinin kendilerine yönelik davranışlarını anlatmaları üzerine “eşiniz narsist” şeklinde teşhis konulmasıyla

Devamı»

Mesaj Gönderin

Whatsapp danışma için tıklayın