Avukat ayşe deniz oral
Avukat ayşe deniz oral

velayet
velayet
boşanma
boşanma

Yurtdışında emekli olan vatandaşlar Türkiye’de borçlanma yoluyla emekli maaşı bağlatmak istediklerinde, Alman Rant Sistemine giriş tarihinin Türkiye’de işe başlama tarihi olarak kabul edilmesini isteyebilmektedirler. Bu talep kurum tarafından kabul edilmediği takdirde dava yoluyla tespit talep edebilmektedir.

Alman Rant Sistemi Nedir?

Alman Rant sistemi Türkiye’deki SGK benzeri bir yapıdır.

İlgili örnek içtihat

Samsun’da gördüğümüz örnek davada, davamız önce reddedilmiş,üst mahkemede kabul edilmiş, Yargıtayca da kabul edilen davamız onanmıştır. İlgili karar silsilesi ektedir.

T.C.
SAMSUN
3. İŞ MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2020/299 Esas
KARAR NO : 2021/122

DAVACI : ……..
VEKİLİ : Av. AYŞE DENİZ ORAL – [16787-87133-15951] UETS
DAVALI : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI – [35773-73770-62988] UETS
DAVA : Tespit (Sosyal Güvenlik Hukuku İle İlgili Tespit Davaları)
DAVA TARİHİ : 14/09/2020
KARAR TARİHİ : 17/02/2021
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/02/2021

Mahkememizde görülmekte bulunan Tespit (Sosyal Güvenlik Hukuku İle İlgili Tespit Davaları) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 26.01.1981 tarihinde Almanya’da işe başladığını, Türkiye’de de borçlanma yoluyla emekli olmak için SGK’ya başvuruda bulunduğunu, Almanya’daki hizmet dökümlerini sunduğunu fakat zaten hizmet dökümlerinin dosyada olduğundan bahisle işe başlama tarihini ya hiç doldurmadığını veya yanlış doldurduğunu, sonra sistemden sorguladığında başvuru formundaki eksiklik sebebi ile 2000 yılı öncesi çalışmasının olmadığını gördüğünü, güncel durumda davacının 19 yıllık kaybının bulunduğunu, kuruma başvurduklarında başvuru formundaki beyanın dikkate alınacağını bunu dilekçe ile düzeltilemeyeceğini, dava açarak işe başlama tarihin tespit ettirmesi gerektiğini söylediklerini, CİMER üzerinden SGK’na düzeltme talebinde bulunduklarını beyan ederek davacının işe başlama tarihinin 26.01.1981 olarak tespit edilmesini talep etmiştir.
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın beyanlarını kabul etmediklerini, zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davanın reddinin gerektiğini, müvekkil kurumun işleminde herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığını, SGK’ya tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihinin borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayı kadar geriye götürülen tarih olduğunu, bulunan bu tarihin sigortalılık süresinin başlangıç tarihi olarak alınacağının belirlendiğini, davacının müvekkil kuruma yapmış olduğu başvuruda borçlanılması talep edilen tarih aralığını değil yalnızca gün olarak borçlanma süresi yazığını, bu durumda meri mevzuat gereği sigortalılığın başlangıç tarihi borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülerek başlangıç tarihi hesaplaması yapıldığını, kurum işleminde hukuka aykırı bir durum bulunmadığındın davanın reddinin gerektiğini beyan etmiştir.
Yurt dışı hizmet borçlanma talep dilekçesi, borç tahakkuk cetveli, yurt dışı hizmet borçlanması durum dokümanı SGK hizmet dökümü ve kurum işlem evrakları celp edilerek dosya arasına eklenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava yurt dışı hizmet borçlanmasının hangi tarihe mal edileceği ve buna göre aylık miktarının tespitine ilişkindir.
Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanunun “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1’inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır.
3201 sayılı Yasanın, 17/04/2008 tarih ve 5754 sayılı Yasanın 79. maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5. maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermektedir.
Gerek Hukuk Genel Kurulu kararı gerekse, Yargıtay 10. ve 21. Hukuk Dairelerinin “3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, yasanın 5.madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; davacının yurt dışı hizmet borçlanma talep dilekçesinde borçlanmak istediği tarih aralığını beyan etmediği ve borçlanma tahakkuk cetveline de herhangi bir ihtirazi kayıt koymayıp ödediği(borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmiş olmasının dahi sonuca etkili olmaması) anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.( aynı yönde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. H.D. 2019/1799 Esas 2020/2025 Karar )
HÜKÜM:gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın REDDİNE,
Peşin yatırılan harcın mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı kendisini vekille temsil etmekle hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 4.080,00 TL Vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, hükmün taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/02/2021

T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

  1. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/616
KARAR NO : 2022/162
KARAR TARİHİ : 04/02/2022

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAMSUN 3. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/02/2021
NUMARASI : 2020/299 Esas 2021/122 Karar
DAVACI :…….
VEKİLİ : Av. AYŞE DENİZ ORAL-Bahariye Cad.Zafer Mah.52/3 K:2 İlkadım/ SAMSUN
DAVALI : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
DAVANIN KONUSU : Tespit (Sosyal Güvenlik Hukuku İle İlgili Tespit Davaları)
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 26.01.1981 tarihinde Almanya’da işe başladığını, Türkiye’de de borçlanma yoluyla emekli olmak için SGK’ya başvuruda bulunduğunu, Almanya’daki hizmet dökümlerini sunduğunu fakat zaten hizmet dökümlerinin dosyada olduğundan bahisle işe başlama tarihini ya hiç doldurmadığını veya yanlış doldurduğunu, sonra sistemden sorguladığında başvuru formundaki eksiklik sebebi ile 2000 yılı öncesi çalışmasının olmadığını gördüğünü, güncel durumda davacının 19 yıllık kaybının bulunduğunu, kuruma başvurduklarında başvuru formundaki beyanın dikkate alınacağını bunu dilekçe ile düzeltilemeyeceğini, dava açarak işe başlama tarihin tespit ettirmesi gerektiğini söylediklerini, CİMER üzerinden SGK’na düzeltme talebinde bulunduklarını beyan ederek davacının işe başlama tarihinin 26.01.1981 olarak tespit edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın beyanlarını kabul etmediklerini, zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davanın reddinin gerektiğini, müvekkil kurumun işleminde herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığını, SGK’ya tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihinin borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayı kadar geriye götürülen tarih olduğunu, bulunan bu tarihin sigortalılık süresinin başlangıç tarihi olarak alınacağının belirlendiğini, davacının müvekkil kuruma yapmış olduğu başvuruda borçlanılması talep edilen tarih aralığını değil yalnızca gün olarak borçlanma süresi yazığını, bu durumda meri mevzuat gereği sigortalılığın başlangıç tarihi borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülerek başlangıç tarihi hesaplaması yapıldığını, kurum işleminde hukuka aykırı bir durum bulunmadığındın davanın reddinin gerektiğini beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın bir tespit davası olduğu, yapılan yargılamada davanın bir eda davası gibi değerlendirilerek hüküm kurulduğu, yurt dışındaki çalışmanın mahkeme tarafından tespiti istenmişken tamamen farklı bir sonuca varılarak davanın reddedildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/10454 E ve 2016/481 K sayılı kararına göre “Anayasamızın 90 /son maddesi uyarınca, yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olduğu gibi, normlar hiyerarşisi yönünden uluslararası sözleşme kurallarına uygulamada yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulanma önceliği de haiz bulunmaktadır.10.4.1965 tarihli resmi gazetede yayımlanarak 1.11.1965 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin uzun vadeli sigorta kollarından olan “Malüllük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları ( aylıkları )” başlıklı beşinci bölümde düzenlenen konuya dair Ek Sözleşmenin 29’uncu maddesi “Türk Sosyal Sigorta Mercii için aşağıdaki hususlar geçerlidir:( 4 ) Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir. …” hükmünü öngördüğü, anılan uluslararası sözleşme hükmü ile sözleşme hükmünün düzenlendiği bölüm birlikte değerlendirildiğinde; bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, sözleşme hükmü kapsamında, malüllük, yaşlılık ve ölüm Sigortalarından Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edilmesi gerekecektir.” şeklinde kararı olduğu, lehlerinde hüküm doğuran uluslararası sözleşme hükümleri de dikkate alınarak mahkeme kararının kaldırılmasını ve davacının 26.01.1981 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitini talep ettikleri gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
Uyuşmazlık yurt dışında geçen çalışmaların Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilebilmesi için, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanmanın gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır
Konuyla ilgisi bakımından öncelikle sigortalılık süresinin başlangıcı kavramına açıklık getirilmesinde yarar bulunmaktadır.
Uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süresini düzenleyen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 38. maddesi hükmü; malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcını; sigortalının 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926 sayılı Kanunlara ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 20. maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edileceğini; Kanun’un uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresinin 18 yaşının ikmal edildiği tarihte başlamış olacağını, bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin, prim ödeme gün sayısı hesabına dâhil edileceğini öngörürken uluslararası sosyal güvenlik sözleşme hükümlerini saklı tutmuştur.
Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 108. maddesinde ise, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı Kanunlara veya bu Kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarih olarak belirtilmiştir.
Yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının sigortalılık başlangıcı yönünden ise, bulundukları ülke ile yapılan ikili uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde açık hüküm bulunmayan veya hiç sözleşme yapılmayan ülkelerde bulunanların durumu 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un (3201 sayılı Kanun) 5. maddesinde düzenlenmiş olup, 5. maddede, borçlanma konusu hizmetlerinden sonra Türkiye’de tescili bulunan sigortalılar yönünden sigortalılık başlangıcının tescil tarihinden itibaren borçlanılan süre kadar geriye gidilerek bulunacak tarih olacağı, hiç tescili olmayanlar için de, borcun tamamen ödendiği tarihten borçlanma süresi kadar geriye gidilerek bulunacak tarihin sigortalılık başlangıç tarihi kabul edileceği hükme bağlanmıştır.

17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 79. maddesi ile 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesine eklenen fıkradaki “Sosyal Güvenlik Sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz” düzenlemesi ile yurt dışında geçen çalışmaların Türkiye’de sigortalılık başlangıcı sayılamayacağı kabul edilmiştir.
Daha sonra 11.09.2014 tarihli ve 6552 İş Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun’un (6552 sayılı Kanun) 29. maddesi ile 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 5754 sayılı Kanun ile eklenen fıkrasına “ancak, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir” cümlesi eklenerek, yurt dışında geçen ve uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi bulunan akit ülke ile yapılan sözleşmede özel hüküm bulunması hâlinde, yurt dışında geçen çalışmanın Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi kabul edilebilmesi için sigortalılık süresinin borçlanılması gerektiği belirtilmiştir.
Öte yandan, 10.04.1965 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak 01.11.1965 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin (Sözleşme) uzun vadeli sigorta kollarından olan “Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları (aylıkları)” başlıklı beşinci bölümüne, 02.11.1984 tarihinde imzalanıp 05.12.1985 tarihli 3241 sayılı Kanun ile onaylanıp yürürlüğe giren Ek Sözleşme ile getirilen Sözleşmenin 29. maddesinin 4. fıkrası hükmü ile, bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman Rant Sigortasına girmiş bulunması hâlinde, Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin Türk Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği açıkça ifade edilmiştir. Bu nedenle Ek Sözleşmenin 29. maddesinin 4. fıkrası hükmü uyarınca yurtdışında ilk defa çalışmaya başlanılan tarihin Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu durumda aynı konu hakkında bir tarafta iç hukuk alanında kabul edilen bir yasa kuralı diğer tarafta uluslararası sözleşmede yer alan farklı bir düzenleme bulunmakta olup hangisine öncelik tanınması gerektiği konusundaki sorunun kurallar kademelenmesindeki (Normlar Hiyerarşisindeki) sıralamaya göre çözümlenmesi gerektiği noktasında kuşku bulunmamaktadır.
2004 yılında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 90. maddesinde 5170 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda, uluslararası temel hak ve özgürlüklere ilişkin sözleşme hükümlerinin iç hukuk hükümleri ile çatışması hâlinde sözleşmeye öncelik verilmesi esası kabul edilmiştir. Bu kapsamda sosyal güvenlik hakkının temel hak ve özgürlüklerden olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla belirgin bulunmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrasında belirtildiği üzere yöntemine göre yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir. Öyle ki, bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine dahi başvurulamaz. Anayasa, böylece uluslararası sözleşmenin bir kuralını iç hukuk açısından “Yasa” gücünde görmüş “normlar hiyerarşisi” yönünden daha alt sırada kabul etmemiştir. Bu durumda denilebilir ki, uluslararası sözleşmenin bir kuralına uygulanma açısından yasal güç tanımak Anayasal bir zorunluluktur (HGK’nın 09.12.2015 tarihli ve 2015/10-1824 E., 2015/2903 K. sayılı kararı).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesi’nin 29. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş olması halinde, Alman rant sigortasına girişi, Türk sigortasına giriş olarak kabul edilir.” düzenlemesi nedeniyle davacının Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin Türkiye’deki sigortalılığın başlangıcı olarak kabul edilebilmesi için borçlanmanın varlığına dair ilgili Sözleşme’de bir hüküm bulunmadığına göre, borçlanma işleminin yapılmasına gerek olmadığının kabulü gerekir.
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/10-628 E., 2015/2837 K.; 18.01.2017 tarihli ve 2014/10-2380 E., 2017/26 K. ve 12.04.2017 tarihli ve 2015/10-78 E., 2017/720 K. ile 04.11.2020 tarihli ve 2017/10-237 E., 2020/841 K. sayılı kararlarında da aynı sonuca varılmıştır.( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/10-2391 esas, 2021/963 karar sayılı kararı )
Kaldi ki somut olayda; davacı yurt dışı borçlanma işlemini yaparak borçlanma bedelini ödemiş olup, kurumca borçlanılan sürenin hangi tarihler arasına mal edildiği hususu da davacı tarafından dava konusu yapılmamış olup, uyuşmazlık konusu da değildir.
Bu açıklamalara göre uyuşmazlık değerlendirildiğinde;
Davacının talebi Alman Rant sigortasına giriş tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıç tarihi olduğunun tespiti talebine yönelik olup, 3201 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca sigortalı 18 yaşını ikmal ettiği tarihten itibaren Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen borçlanmaya esas süreleri borçlanabileceğinden, sigorta başlangıç tarihinin belirlenmesinde de 18 yaşını ikmal ettiği tarihin nazara alınması, bir başka deyişle Alman Rant Sigortasına 18 yaşından önce girmiş olsa dahi sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği tarih olarak belirlenmesi gerekir. Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin konuya ilişkin 29’uncu maddesinin 4’üncü fıkrası hükmü ve 3201 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca, 10/01/1965 doğumlu olan davacının Alman rant sigortasına giriş tarihi olan 26/01/1981 tarihinden sonra gerçekleşen 18 yaşını ikmal tarihi olan 10/01/1983 tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak tespiti gerekmekle, davanın kısmen kabulü ile davacının Alman rant sigortasına giriş tarihi olan 26/01/1981 tarihinden sonra gerçekleşen 18 yaşını ikmal tarih olan 10/01/1983 tarihinin Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine, aksine kurum işleminin iptaline dair karar vermek gerekmiştir.
Ancak HMK nın 353/1-b.2 fıkrasına göre “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı taktirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir.” düzenlemesine göre, buna ilişkin hükmün kaldırılarak tekrar hüküm kurulması gerektiği tespit edilmiş açıklanan sebeplerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; yukarıda belirtilen ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b.2 hükmü gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacının Alman rant sigortasına giriş tarihi olan 26/01/1981 tarihinden sonra gerçekleşen 18 yaşını ikmal tarih olan 10/01/1983 tarihinin Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi olarak TESPİTİNE, aksine kurum işleminin İPTALİNE,
3-Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıdan alınan başvuru harcı ve peşin harcın davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan toplam 33,50 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre takdiren 16,75 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcı ve istinaf yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
8-Taraflarca yatırılan avanslardan kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda (duruşma yapılmaksızın), kararın niteliği ve niceliği itibariyle, aynı yasanın 361/1 hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde, yine aynı yasanın 364/1 ve 365/1 hükümleri gereğince kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ KANUN YOLU AÇIK olmak üzere, 04/02/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 04/02/2022

Nahit KÖSEOĞLU Harun ASAN Numan ERGÖL Derya EROĞLU Başkan 40178 Üye 42586 Üye 34597 Katip 126757

T.C. YARGITAY

  1. Hukuk Dairesi
    Esas Karar
    2022/5273 2022/7989
    T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
    Y A R G I T A Y İ L Â M I
    Bölge Adliye
    Mahkemesi : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
    Tarihi : 04/02/2022
    No : 2021/616-2022/162
    Davacı : adına Av. Ayşe Deniz Oral
    Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı adına Av. Hakan Karaduman
    İlk Derece
    Mahkemesi : Samsun 3. İş Mahkemesi
    Tarihi : 17/02/2021
    No : 2020/299-2021/122
    Dava, Almanya sigorta başlangıç tarihinin 26.01.1981 olarak tespiti istemine
    ilişkindir.
    İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine
    dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine,
    Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf
    başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın
    kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı
    ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin
    süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Birgül Ünlü tarafından düzenlenen
    raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar
    tespit edildi.
    Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve
    hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde
    bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının
    reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, dosyanın kararı veren
    İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26/05/2022 gününde oybirliğiyle karar
    verildi.
Click to rate this post!
[Total: 1 Average: 5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.